Sayfalar

21 Haziran 2012 Perşembe

2,5 LUK KUZU

Kızım pazar günü  itibariyle tam tamına 2,5 seneyi geride bıraktı. Maşallah güzel kızıma. 3 yaşın yaklaştığını, büyüdüğünü bize okadar belli ediyorki. Buyrun gelişimiziz;
-Malumunuz ameliyat olduk o hafta 2 kilo verdi kızım. 11 kilo oldu şimdi yeniden toparlanıyor. Boyunu bilmiyorum:(
-Kullanamadığı bir çok harfi artık söyleyebiliyor. Konuşması çok düzgün (sadece peltek)
-Bol soru soruyor, o sorular ve aldığı cevaplar arasında ilişki kuruyor, zaten bilmiyorum diyemiyoruz kıyamet kopuyor. İlle onu tatmin eden bir cevap vermeliyiz. Geçen gün benim okulumun önünden geçerken babasına bak okul demiş. Babasıda evet o annenin okuluydu diye tanıtmış. Annem orda ne okudu baba demiş bizim kuzu. Babası muhasebe okudu demiş. Sonra ne yaptı demiş kuzu, okul bitince işe gitti demiş baba. Kuzunun tekrarlaması bu şekilde;
Anne okula gitti, muhasebe okudu, sonra işe gitti bana mama getildi:))
-Okula gidicem ben büyüdüm artık diyor:)) Umarım kreşe verdiğimde yabancılık çekmez. Sabah evden çıkana kadar söylenmesi bitmiyor;
Hadi anne cabuk ben gec kaldım diyor. Sen nereye diyorum okula gidicem diyor.
-Şarkı söylemeye, dans etmeye ve Mustafa Ceceli'ye bayılıyor. Ameliyattan sonra sesi değişti, öğle cırtlak bir ses geldi ki anlatamam.
-Tek sevdiği yemek et ve içinde dere otu varsa cacık. İştahı pek iyi sayılmaz.
-Kitaplar en sevdiği oyun arkadaşı. Her akşam masal okumayacaksam bile oku diye ısrar ediyor. Masal bitincede kitaba sarılarak yatıyor. Kitapları alıyor tek tek öpüyor:)) İnşallah hep böyle gider.
-Korkusuz bir çocuktu ama bu son dönemlerde korkuyor daha evvel duymadığı seslerden ve karanlıktan. Umarım uzun sürmez bu durum.
-Yemeğini tek başına yiyemiyor, çünkü ona kalsa hiç yemek yemeyecek.
-Babaya çok bağlı. Kıyafetlerini o giydirsin istiyor, bazen o uyutsun istiyor. Bazen ters düştüğümüzde hadi anne sen işe git diyor.
-Çok gururlu bir şey yapamadığında etraftakiler gülüyorsa başlıyor ağlamaya. Umarım başarızlığa olan tahammülsüzlüğü böyle gider ve hayatının her evresinde başarılı olur.
-Pohpohlanmaya bayılıyor. Bakın güzel oldum, ben çok akıllıyım dimi anne şeklinde. Kompleksli olacak artık eminim.
Bizde hatırladığım kadarıyla durum böyle. Rabbim sağlıklı bir ömür versin ve hepimize böyle güzelliklerini paylaşmayı nasip etsin.


16 Haziran 2012 Cumartesi

MİRAÇ KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN.....

Resim googleden alıntıdır
Bugün semaya açılan tüm ellerin duaları kabul olsun İnşaALLAH...

13 Haziran 2012 Çarşamba

İLGİNÇ SORULAR...

- Anne günes neeede?
-Akşam olduya kızım güneş batıyor, Şimdi ay doğucak.
-Batıyorrr???
-Yani güneş gidiyor, karanlık olucak, Ay ve yıldızlar çıkacak.
-Güneş nereye gitti anne,
Gelde 2,5 luk kuzuya evreni ve gezegenleri anlat. Daha çoook erken dedi iç sesim ve konuyu geçiştirmek en iyi çözüm gibi geldi.
-Uyumaya gitti kızım.
 Konu kapandı. Ama şimdilik, bizim kuzu çok meraklı. İlginç sorularının nereden geleceği hiç belli değil. Bazı şeyleri o sormadan benim anlatmam dahamı doğru acaba??? Yada 3 yaşımı beklesem???????


12 Haziran 2012 Salı

:((

Dün akşam balkonda kuzucuğumla oynarken bir baktım bizim kuzu hüzünlendi aniden. Başı iki elinin arasında öylece durdu. Ne oldu kızım dedim;
-Ben çok üzülüyorum anne, Ananeye gitmek istemiyorum demez mi!!!!!
Artık farkında ve hep benle olmak istiyor. Benimle geçirdiği zamanlar ona daha eğlenceli geliyor. Ben bazen çok şanslı bir çocukmuşum diyorum. Çünkü annem hep yanımdaydı. Hep en yakınımdaydı. Şimdi kızım ise ben yanındayken konuşması, yürümesi her şeyi değişiyor. Annesinin yanında olduğu anları lüksten sayıyor kuzum. Dün annem banyodan sonra üstünü giydirmek istemiş, Duru ise giymeyince annem de kızmış. Bunun üstüne Duru küsmüş ve annem gönlünü almaya çalışırken ne dese beğenirsiniz;
-Benim annem bana hiç kızmıyor!!!!!!
Canım annem çok üzülmüş. Duru öğle deyince içim parçalandı diyor. Sırf kariyer uğruna kaç kişiyi üzüyorum ya. Gerçi sadece derdim kariyer değil tabiki, Duru hayatıma girdikten sona onun istikbali, eğitimi içinde çalışıyorum. Hatta en önceliğim artık bu.
Bakalım ben bunu Duruya nasıl anlatıcam. Çünkü anlatma zamanı yaklaşıyor gibi........
Sevgiyle kalın..................

8 Haziran 2012 Cuma

YİNE AYRILIK:(

resim googleden alıntıdır
Bu gün kız kardeşim Aydından geldi. Malum okullar tatil oldu. Küçük erkek kardeşimde yarın Ankara'dan gelicek hayırlısıyla. Sadece bir gün 4 kardeş yan yana geleceğiz ve pazar günü büyük erkek kardeşim yine Moskova yolcusu.
Bu seferde 2 sene kalacakmış. Anlamıyorum ki ana dili seviyesinde 2 yabancı dil bilgisi olan bir insan neden Türkiye'de düzgün bir iş bulamaz. İstihdam bu kadar mı kötü burada????
Evet malesefki kötü. Sırf bu sebepten kardeşim yurtdışında çalışıp, haliyle orada yaşamak zorunda kalıyor. Ben canımın bir parçasını yine çok özlüycem. Allahın selameti üzerinde olsun canım benim. Hayırlısıyla git ve hayırlısıyla dönersin İnşallah.
Bizden haberler böyle. Herkese çook ama çoook güzel haftasonları........

ÇANAKKALE....

22 Nisanda eşimle Çanakkale gezisine çıktık. Ben çok seviyorum uğruna gencecik çınarların, ana kuzularının kanlarıyla yıkanan Çanakkale'yi. En son lisede gitmiştim, uzun zaman olmuştu gitmeyeli. Tek isteğim iyi bir rehbere denk gelmekti. Öğlede oldu. Emekli bir Binbaşı eşlik etti bize. orada yaşananları dinleyipte duygulanmamak eldemi!!!!
Çanakkale çok rüzgarlı olduğundan, hava çarpmasın diye Duruşu götürmedik. Ama arkamızdan çok üzülmüş. Bende duyunca pişman oldum onu götürmediğime. Hava o kadar güzeldi ki keşke götürseydim dedim.
Zaten Duru'da arkamızdan her gördüğüne;
-Annem babam beni sevmiyor. Gezmeye beni götürmediler diye yakınmış:(( Alıngan kuzu.


Dönüş yolunda birde Çanakkale ile ilgili ufak bir bilgi yarışması yaptılar. 10 soruda 9 yanıt vererek yarışmayı ben kazandım:))) Buda benim için güzel bir anı oldu. Ödülüm ise Seyit Onbaşı heykeli....

5 Haziran 2012 Salı

29 AYLIK DURU

İYİKİ VARSIN....
CANIIM KIZIM.....






-Süslü,
-Sevgi dolu,
-İnatçı,
-Hala bana çok bağlı,
-Kıskanç,
-Cana yakın,
-Kaprisli,
-Sosyal,
-Gezmeyi çok seven,
-Hayvanları seven,
-Hiç kimseye kıyamayan,
-Kıyafetlerine bile kendi karar veren,
-Titiz
tüm bunların yanında tek değişmeyen şeyi çok ama çok tatlı.

Duru Böcek Olmuycaak!

''Böceğim'' diye birbirlerini çağıran Duru ve babası arasındaki pazar günü diyalog aynen şöyle;
-  Böceğim napıyorsun,
-  Ben böcek olmaacam,
-  Sen böceğim olmazsan kim olucak,
-  Ben böcek olmaaacam, anne böcek osun,
-  Peki sen ne olucan ozaman,
-  Ben cicek olcaaam, Lulu cicek, anne böcek osuuun....

4 Haziran 2012 Pazartesi

Veeee odamızda geldi

17.03.2012 tarihinde y odamız geldi. Yani kuzucuğum 26 ayını doldurduğu gün odasını aldık.
Odamız geldiğinde Duru anneannesindeydi. Biz herşeyi düzenledik, yerleştirdik Duruyu ondan sonra akşam geç saatte getirdik eve. Odaya girer girmez o bizden önce bağırdı anne düddüüüp (anne sürpriiiiz) diye.
O günden sonrada eve kim gelse mutluluk çığlıkları ile odasını göstererek bak lulu düpdüp diyor. Sonra başlıyor anlatmaya;
Baak Lulu cicek lamba, baba kıııdı, dede yaptı. Onun o mutluluğunu görünce evin 1 ay inşaatta kalması, o derin temizliğin yorgunluğu hepsi uçtu gitti benden. Şimdi tek eksiğimiz perdelerimiz. Beğenemedim hala.
Rabbim sağlıkla güzel günlerini göstersin kuzucuğumun.

GENİZ ETİ AMELİYATI


Cumartesi ben ve babamız 4 saatlik uyku ile tuttuk hastanenin yolunu. Ameliyattan sonra büyüyeceğini düşünen Duru mutlu mesut, ben üstümde büyük korkunun vermiş olduğu sıkıntıyla gittik hastaneye. Anane ve Dede kapıda bekliyorlardı. 07:35 te hastaneye geldik. Hemen odamıza çıktık, odayı gören Duru ben ameliyat olmaacam diye hastaneyi ayağa kaldırdı.Hemen meyve suyu ile karıştırdıkları sakinleştirici verdiler.
O kadar tedirgindiki kuzum. Sakinleştirici etkisini gösterdikçe bizim kuzu uçtu. Doktorların alkol testi yapalım    geceden kalma bu diye durmadan dalga geçtiler. O hali zaten görülmeye değerdi. Buğulu gözlerle gülmekten alamıyorduk kendimizi.
Saat 8:55 te kucağımda ameliyathaneye indik kuzu ile. Asansörün kapısında benden aldılar. Arkamdan olanca gücüyle anne diye bağırıyordu Kuzum. O dakikadan sonra başladı benim için işkence. Benim kulaklarını deldirmeye bile kıyamadığım kuzumu bıçak altına yatırmıştım. Duru şimdi orda üşüyecek diye ağlıyordum. Ameliyathane buz gibi. Damar yolunu bulana kadar acıtacaklardı kızımın canını. Tanımadığı kişilerin yanında korkucaktı kuzum. Zaten çok ürkek bir çocuk. 
5 dakikada bir saate bakıyordum. 9:10 da canım arkadaşım geldi. İyikide geldi. Saat 9:15 te içime bir sıkıntı düştü ki anlatamam. Acaba o anmı aldılar diyorum hala. Nefes alamıyordum artık. Hastane personeli bana moral veriyordu yarım saat en fazla kırkbeş dakika diye. 9:30 dan sonra odada duramadım. Ameliyathaneye giden asansörün yanında başladım beklemeye. Babası ordan hiç ayrılmadı zaten.. Dedesi gözyaşlarını benden gizlemek için benim yanıma gelmiyordu. Saat 9:40 hemşire ve hasta bakıcı bize doğru geliyorlardı. Ameliyathane asansörüne yönelince ben; Kuzumumu getireceksiniz dedim. Hasta bakıcı muhtemelen sizin hastadır dedi. Gözlerim asansöre  kitlenmiş; kapı açıldı kuzum oturuyor sedyede. Sırtı dönük bize. 
Allahım ruhum tazelendi onu uyanık görünce. Şükürler olsun, Şükürler olsun, Yüzbinlerce kez Şükürler olsun. Beni görür görmez sol elindeki damar yolunu gösterdi anne baaak ufff olmus dedi.
Uzunca süre mızıldadıktan sonra ayağımda sallayarak uyuttum. 1 saat kadar uyudu. Uyandığında süt ve puding yedi. 

Huysuzluğu süren Duruşı ise cep telefonundan açmış olduğumuz Mustafa Ceceli'nin Es şarkısı yüzünü güldürmeye yetti. 
O gün biraz huysuzluk, biraz ağrıyla geçti. Ama ben daha beterine hazırlamıştım kendimi Şükürler olsun güçlü kızım beni hiç üzmedi. Rabbim birdaha yaşatmasın. Ameliyatın çok iyi geçtiğini, ve et parçasının epeyce büyük olduğunu söyledi doktorumuz. Gerçektende epeyce büyüktü. Şimdi sonuçlar patalojiye gitti. İnşallah kötü birşey çıkmaz. Bademcikler için ise izlemede kalıcak, olması gerekenden çok daha büyük olan bademcikleri küçülmez ve büyümeye devam ederse 6 ay sonrada bademcik alınacak. 
BİZİM İÇİN DUA EDEN HERKESE ÇOK AMA ÇOK TEŞEKKÜRLER.......