Sayfalar

25 Mart 2016 Cuma

Öğreniyorum

Resim netten alıntıdır.
7 yıl evvel kızıma hamile iken ilk kez duymuştum çocuk istismarı diye bir şey olduğunu. Sapığın birisi komşusunun 8 aylık kız bebeğine tecavüz etmişti. Şimdi kibarlaştırılmış adı ile istismar. Çok ağlamıştım o zaman Allah'ım bana kız evlat verme, nasıl koruyacağım onu diye. Şimdi pişmanım tabiki öğle dua ettiğim için. Şükrediyorum Rabbime iyiki bir kızım var diye. Ama her anne gibi çok düşüyorum üzerine. Koruyorum onu tüm karşı cinslerden. (İnşallah başarıyorumdur da)
Şimdi tekrar hamileyim ve bir oğlum olacak. Haberlerde izliyorum bir öğretmen 45 erkek çocuğa tecavüz etmiş ay pardon istismar etmiş!!!
Ve bu yaşımda anlıyorum sapık insan için cinsiyetin önemi yok. Sapık için yaşın, cinsiyetin, yerin önemi yok.
Aslında tek onu öğrenmedim, bu ülkede aslında çocuk istismarı o kadar da büyük sorun değilmiş birde onu öğrendim. Sonuçta önemli olsa en azından bir araştırma komisyonu kurulması meclisimizden geçerdi değil mi?
Rabbim çocuklarımızı bu sapıklardan korusun ve Rabbim hiç birimizi birde bununla sınamasın.
Bu haftaki cuma duamız da bu olsun. Cumanız mübarek, dualarımız kabul olsun...

16 Mart 2016 Çarşamba

.....

Bazen en karamsar anınızda kapı çalar ve bir güzellik bitiverir karşınızda....
Hemen ardından telefonunuz çalar... Telefonu kapattığınızda bir kez daha anlarsınız ki yine sizi mutlu etmek için ince ayrıntısına kadar düşünüldüğünüzü....
Mesela pembe karanfil kızınız, beyaz karanfilin oğlunuzu temsil ettiğini, altındaki karanfillerin sayısının evliliğiniz için geçen süre olan 10 yılı temsil ettiğini öğrenirsiniz.....
Bu dünyaya bir çocuk daha getirmek ne kadar yanlış diye düşündüğünüzde, umudunuz kaybolup gittiğinde bu ufacık mutluluk içinizde solan tüm çiçekleri yeniden açtırıyorsa aslında o kadarda kötü değildir herhalde bu dünya demekten de alamıyorsunuz kendinizi...
Ne var sanki insanlar bir başkasını nasıl öldürürüm, asıl üzerim, nasıl intikam alırıma kafa yoracaklarına mutlu etmek için çabalasalar....
Ne var ki biraz daha iyi olsalar, öldürseler içlerindeki bu kötü şeytanı....
Öldürseler de biz anneleri daha çok üzmeseler.....
Yada herşeyi biz annelere bırakıp herkes bir kenara mı çekilse....

15 Mart 2016 Salı

ABLAYA VE BABAYA MEKTUPLAR...

Sevgili Babacığım,
Erkek adamın oğlu olur diyorlar, 
bende düşündüm benim babamdan daha erkek, 
daha adam mı var ki ben gitmiyorum dedim :)
Önce annemin sonra ablamın rüyalarına girmeye başladım,
sonra ikili testte anneme gösterdim ucundan, 
bugün ise erkek adamın malı meydanda olur oğlum dedim, 
bu kadar nazı kızlar yapar sen niye saklayasın dedim.  
Gösterdim tüm malzemeyi.
Baba; 
Annemin göz bebeği, 
Ablamın tek kardeşi, 
Senin gururun olmaya geliyorum.
Hadi kalbinizde yer açın bana da…..
Oğlun DORUK :))


Sevgili Ablacım,
Biliyorum yıllardır beni bekliyorsun, 
benimle ilgili çok güzel hayaller kuruyorsun.
Çok az kaldı ablacım 5 ay sonra senin yanında, 
sıcacık yuvamızda olacağım.
Sen zaten beni rüyalarında gördün, 
sadece kokumu bilmiyorsun onada az kaldı.
Geldiğimde sana çok ihtiyacım olacak. 
Bana herşeyi sen öğretirmisin.
Annem sen de ablan gibi akıllı ve zeki ol diyor. 
Bana yardımcı olacaksın değil mi.
Ben sana söz veriyorum en çok seni seveceğim, 
hep seni örnek alacağım, 
hep yanında olacağım.
Geldiğimde ellerimi tut, 
çünkü ben sana çok güveniyorum.
Küçük hediyemi kabul et, 
ben geldiğimde her şeyi beraber seçeceğiz söz mü :)) 
Minik kardeşn DORUK :))


Not: Cinsiyetini bu mektupları yazarak söyledim. Kontrole yalnız gittim.
Cinsiyeti öğrendikten sonra mektup yazdım ikisinede. Mektup babamıza bebişin
renkli resimlerinin ve hareketlerinin olduğu cd içerisine koyularak verildi.
Ablamıza çok beğendiği ayakkabılar alınarak hediye paketinin içerisinde verildi.
İkiside çok duygulandı, ablamız her satır sonunda bize sarılarak ve öperek okudu.
Oda bunun sonunda anne bende Doruk doğana kadar ona mektuplar yazmayı
düşünüyorum dedi ve kardeşini beklerken günlük tutmaya karar verdi. Günlüğe
kardeşi ile ilgili plan ve hayallerini yazacakmış.


8 Mart 2016 Salı

14.HAFTA VE 2 Lİ TEST

26 Şubat Cuma günü gittim önce dr bebişi ölçtü ve hadi şimdi radyolojiye gidebilirsin bebişin yeteri büyüklüğe gelmiş dedi.

Radyolojide yüreğim ağzımda bekledim. Karşımdaki koca ekranda tüm hareketlerini gördüm :) Elleri iki yanda duruyordu, karnıma bastırdıkça ellerini yüzüne doğru götürüp büzülüyordu. Minnacık bir insan. Sadece 8 cm benim kuzum. Renkli ekranda izlemek daha güzel, sağlığı şükür iyi, kan sonuçları da iyi bir sorun yok (Maşallah bebişe). Tabi hepimizin ilk önceliği oydu, ekranda her şey o kadar netti ki kaburgalarını tek tek sayıyordum. Cinsiyetini sordum, kuşa benziyor dedi. Hepiniz merak ediyorsunuz ama biz 16. haftadan önce söylemiyoruz dedi dik dik. Sizlerde neden bu kadar merak ediyorsunuz dedi bide. Ne kadar anlayışsız tabi merak ediyoruz.

Kusmalarım ise ilaç sayesinde durmuştu ama 14. haftada ilacı bırak dediklerinden ilacı bıraktım ve dün yine acilde bulduk kendimizi. Sadece 3 gün dayandım ve dün kan kusmaktan ağzım kan kokuyordu. Yine serumlar ve iğne ile şuan daha iyim. Artık bitsin patates ve kayısı suyundan başka şeylerde yemek istiyorum.

Duru ile her akşam sohbetimiz bebek üzerine. Dün akşam anne sen doğuma girdiğinde mi söyleyecekler kardeşimin kız yada erkek olduğunu. Artık söylesinler bizde alışveriş yapalım değil mi ama. Bir heyecanlı ki sormayın. İsimlerimiz de hazır ya DORUK EYMEN ya da DERİN ELİS.
Bakalım hangisi.  Anne liste yapalım liste yapmazsak karıştırırız ne alacağımızı, bide kapıya ismini yazdıracağımız bir kapı süsü olsun tamam mı. Kardeşim için en güzeli olsun diyor. Bunlar sadece bir kaçı. O kadar heyecanlı ki, bu kadarını beklemiyordum açıkçası :)

Allahım her şeyden evvel hayırlı bir evlat ve sağlıkla kucağımıza almayı nasip etsin. Bunlar engel olamadığımız heyecanlar, ne olursa olsun koşulsuz seveceğiz biz onu aynı ablasını sevdiğimiz gibi.
Sevgiler herkese...