26 Şubat Cuma günü gittim önce dr bebişi ölçtü ve hadi şimdi radyolojiye gidebilirsin bebişin yeteri büyüklüğe gelmiş dedi.
Radyolojide yüreğim ağzımda bekledim. Karşımdaki koca ekranda tüm hareketlerini gördüm :) Elleri iki yanda duruyordu, karnıma bastırdıkça ellerini yüzüne doğru götürüp büzülüyordu. Minnacık bir insan. Sadece 8 cm benim kuzum. Renkli ekranda izlemek daha güzel, sağlığı şükür iyi, kan sonuçları da iyi bir sorun yok (Maşallah bebişe). Tabi hepimizin ilk önceliği oydu, ekranda her şey o kadar netti ki kaburgalarını tek tek sayıyordum. Cinsiyetini sordum, kuşa benziyor dedi. Hepiniz merak ediyorsunuz ama biz 16. haftadan önce söylemiyoruz dedi dik dik. Sizlerde neden bu kadar merak ediyorsunuz dedi bide. Ne kadar anlayışsız tabi merak ediyoruz.
Kusmalarım ise ilaç sayesinde durmuştu ama 14. haftada ilacı bırak dediklerinden ilacı bıraktım ve dün yine acilde bulduk kendimizi. Sadece 3 gün dayandım ve dün kan kusmaktan ağzım kan kokuyordu. Yine serumlar ve iğne ile şuan daha iyim. Artık bitsin patates ve kayısı suyundan başka şeylerde yemek istiyorum.
Duru ile her akşam sohbetimiz bebek üzerine. Dün akşam anne sen doğuma girdiğinde mi söyleyecekler kardeşimin kız yada erkek olduğunu. Artık söylesinler bizde alışveriş yapalım değil mi ama. Bir heyecanlı ki sormayın. İsimlerimiz de hazır ya DORUK EYMEN ya da DERİN ELİS.
Bakalım hangisi. Anne liste yapalım liste yapmazsak karıştırırız ne alacağımızı, bide kapıya ismini yazdıracağımız bir kapı süsü olsun tamam mı. Kardeşim için en güzeli olsun diyor. Bunlar sadece bir kaçı. O kadar heyecanlı ki, bu kadarını beklemiyordum açıkçası :)
Allahım her şeyden evvel hayırlı bir evlat ve sağlıkla kucağımıza almayı nasip etsin. Bunlar engel olamadığımız heyecanlar, ne olursa olsun koşulsuz seveceğiz biz onu aynı ablasını sevdiğimiz gibi.
Sevgiler herkese...