Sayfalar

31 Aralık 2010 Cuma

2010 MU? YİNE DE ŞÜKÜR!!!!!!


2010'a bir çok hayalle kızım kucağımda girdim. Kuzucum 13 günlüktü. Anne olarak başladığım yıl hiçte güzel değildi. Haksızlık yapmıyorum sana 2010, aksine az bile söylüyorum. İşte 2010 özeti:

- 28 Şubatta yeni yaşıma girdim. Daha yeni yaşımın ilk günü 01 Marta kızımı bırakıp işe başladım. İtiraf ediyorum en çok gözyaşını o zaman akıttım. Sabahları evden çıkmaktan süt sağmaya kadar herşey eziyetti.

- Her şey rayına oturdu derken 06.09 Eşim kaza yaptı. 1 ay yattı sonra tekerlekli sandalye sonra bastonlar şeklinde devam etti. Kızımın ilk bayramı zehir gibi geçti.

- KPSS ye girdim. Sonuç istediğim gibi değil.

-Kayıplarımız oldu. Asla yeri dolmayacak kayıplar.

Son günler ise özür mahiyetindeymişcesine. Güzelliklerini gösterdi:

- Eşim bastonları bile bıraktı. Artık rahatlıkla yürüyor.

- Eşimin çalışmış olduğu firma çok çook kurumsal bir firma ve terfi etti. Ocakta başlayacak tekrar.

- KIZIM ANNE DEDİ. Benim için en özel ve güzeli.

- Kızım yaşına girdi. Bir çok heyecan ve tecrübe yaşattı. Her yeni hareketinde kahkahalara boğdu bizi. (Kızımın varlığına binlerce kez şükürler olsun)

- Sabrı öğrendik bu yıl. Özveri ile karşılık beklemeden sevmeyi.

- Ne kadar uykusuzluğa dayanabileceğimi, Çok sinirliyken bile bir gülücükle yumuşayabildiğimi öğrendim. Belkide buyıl tanımışımdır kendimi!

- 6 Yıldır moskovada yaşayan kardeşim geldi. Yıllar sonra bir aradayız. Hepimiz mutluluk sarhoşuyuz.

Bazen diyorum ki Duru plansız bir bebek oldu, acaba yaşayacağım bu sıkıntılara dayanma gücü olarak mı erken verdi Rabbim bize. Desteksiz yürümeyecek dedikleri eşim bile kısa bir sürede ayağa kalktı ise, bunun tek kahramanı DURU ECRİN. Minik Kahramanımız. Hayatımızın tüm güzelliği.

2011 İÇİİİN:

Sağlık, sağlık ve sağlık istiyorum.

Ailemle birlikte huzurlu bir yıl olsun istiyorum.

Birkaç tane maddiyata dayalı hayalim var bunlar olsun istiyorum.

Kilolarımdan kurtulmak istiyorum. Yaklaşık 10 kilocukcuk.
Veee hepimize bol şans ve mutluluk diliyorum. Hepimizin tüm hayallerinin gerçekleşmesi dileğiyle.........

29 Aralık 2010 Çarşamba

İSTANBUL YOLCUSU KALMASIN:)

Düzeltiyorum ve Uğurumdan cnm kardeşimden özür diliyorum. Bu akşam hayırlısıyla yıllar sonra 4 kardeş biarada olucaz. Annemin, babamın ve kızkardeşimin haberi yok. Yurtdışındn gelecek kardeşim bana haber verdi bende hepimiz buluşalım diye ankarada okuyan kardeşimide buraya gelmesinide organize ettik. Annem ankaradaki kardeşim bi proje için 4 arkadaşıyla istanbula ve annemlere geleceğini biliyor. Annem de misafirlerim var deyip heyecanla hazırlık yapıyor. Akşama annemin misafirleri Duru, uzaklardan gelen 2 kardeşim, eşim ve ben. Canım annem çok mutlu olucak.
Önemli not: Bu postu daha önceki postta gelişinden bahsetmediğim kardeşim Uğur'a özür olarak yazdım. Onu çok seviyorum.

28 Aralık 2010 Salı

Eee Gülelim biraz da.....


Kaza mahalinde elinde cep telefonuyla koşturup "112′nin numarasi neydiiiii?" diye bagıran sarışına,
Banyonun lambası yanmayınca elektrikler kesik zannedip yarım saat gelmesini bekleyen. Beklerken de canı sıkılmasın diye televizyon seyreden kişiye,
Ailecek televizyon izlerken üst komşu küçük oğlunu göndermiş. Çocuk, anneme ”X teyze, annem dedi ki, bari haberleri açsınlar da, biz de dinleyelim”. Biz de kırmadık, açtık. Ailecek çok iyi niyetli olduğumuzdan, televizyonları bozuk sandık. Yüksek sesten dolayı bize laf soktuklarını anlamamız çocuğun ikinci gelişinden sonra oldu. Bu olayı yaşayan aileye,
Lisedeki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenimiz AIDS’in açılımını yapıyor: (A)llaha (İ)syan eden (D)eyyusların (S)onu… diyen hocaya,birer alkış istiyorum:))
Ayrıca aşağıdakiler de birer tebrik hakediyor:
Acı Kaybımız:
3 ay önce ailemize katılan, "Necmi" ismini verdigimiz kaplumbağamız dün vefat etmiş. Aile arasında sade bir törenle evin arka bahçesine gömdük. Hayvancağız durduk yerde can verdiği için gidip, Necmi’yi aldığımız dükkanın sahibine sebebinin ne olabileceğini sorduğumuzda ”Abi onlar kış uykusuna yatar” cevabını almış bulunmaktayız. Hepimizin başı sağolsun. Bu vicdan azabıyla ben de çok yaşamam herhalde.
Annemin Maceraları: Shrek’in fragmanlarını gösteren bir televizyon kanalında, el eletutuşmuş Shrek ve Fiona’yi gören annem, ‘Bunlar Süleyman ve Nazmiye Demirel çifti mi?’ diye sordu! Seçememiş gözleri o mesafeden.
Alfabe: Ben de bu yıl okula başlayan torunum için kuvvetli bir moral alkışı istiyorum. Daha ikinci gün: ‘örrrtmenim, taa evden buraya tel çizmeye mi geldik, hep yumarlak mı yapcaz, harf felan öretmicen mi?’ deme cesaretini gösterdiği için,
Annem: "Bu taraf bitti" diye CD’yi arkasına çeviren ve sonra da "CD çalar çalışmıyor!" diye feryat eden anneme alkış az geliyor!
Modem: Yemek masamın üstünde duran modeme uzun uzun bakan anneanem "Bu ne?" diye sordu. Ben de kolay anlasın diye "Hani benim bilgisayarım var ya, onunla internete giriyorum. İşte internete girmek için o kutu zorunlu" diye uzun uzun açıkladım. Anneannem dinledi beni ve "Yani modem bu" dedi ve konu kapandi…
Yaz Okulu: Bir alkış da annesine yaz okulunu kazandığı müjdesini veren üniversite ögrencisine gelsin. Bu yaratıcılıga şapka çıkarılır.
Beyin Göçü: Tikky olduğu her halinden belli olan kızımız Beşiktaş-Taksim midibüsünde yanındakı arkadaşına dert yanmaktadır. ”Şekerim dördüncü kez girdim ÖSS’ye, ama yine kazanamadım, gidicem sonunda Amerika’ya o olucak. Böyle böyle beyin göçü oluyor işteeaa!” Sen git, masrafları ben karşılıyorum.
Alman Yazar: Bir alkış da lisede edebiyat dersinde okuduğu şiir bitince sınıfa dönüp "Bu şiiri ünlü Alman yazar Goethe yazmıştır" diyen hocaya, "Niye, kağıt bulamamış mı?" cevabını veren arkadaşa gonderelim
Düz Mantık: Eğer bir sokakta yürüyorsanız ve camında ”Bu ev kiralıktır” yazılı bir evin yanından geçip birkaç adım sonra önüne geldiğiniz bir başka evin camında ”Bu da” yazısını görürseniz, bilin ki Trabzon’dasınız.
İngilizce Yazılısı: Bir alkış da İngilizce sınavında "Nice …….." şeklindeki boşluğu "Nice mutlu yıllara!" biçiminde dolduran, dahi mi yoksa aptal mı olduğunu henüz anlayamadığımız öğrencime istiyorum.
Hugo’lar Beşledi: Bir alkış da lisede edebiyat kitabından bir metni tüm sınıfa sesli olarak okurken V. Hugo’ya "Beşinci Hugo" diyen arkadaşımıza gelsin.
Ne Zaman? Kardeşim karne almıştı; fakat birçok zayıf notu vardı. Annem, babamla beni kenara çekip uyarıları sıralıyordu: "Sakın çocuğun moralini bozmayın, sakın kötü bir şey söylemeyin" uyarılar özellikle babama yönelikti: "Hele de sen, sakın çocuğun gururunu kırma". Babam daha fazla dayanamadı ve sordu: "Karne için ne zaman özür dileyeceğiz?"
Havale: Bankada gişenin önünde işlemimin yapılmasını bekliyorum. Yanımdaki gişede işlem yaptıran yaşlı teyzeye, işlemini yapan kadın soruyor: "Parayı kim alacak teyze? Alıcısına ne yazalım?" Teyzem cevap veriyor: "Bu paranın hayrını görme inşallah yazalim" evladım.
Lamba: Dün gece evime giderken yolun tenhalığından olsa gerek kırmızı ışıkta geçtim. Ardından yurdum polisine alkışı hak ettiricek anons: "Bacım o geçtiğin gece lambası değildi; çek sağa".
Hacim nedir? Öğretmen bir arkadaşımdan naklen: 5. Sınıfların Fen Bilgisi sınavının 2. sorusu: "Hacim nedir? Bir örnek vererek açıklayınız". Öğrencimizden gelen cevap: "Hacdan gelenlere hacim denir. Örnek: Nasılsın hacim?".

1 YAŞ BUNALIMI MI DERSİNİZ?

Şu sıralar çok ama çok agresifiz. Her şey bizim olmalı. Onun olmadığında başına hızlıca vuruyor. Bizde bu duruma çok üzülüyoruz. Nerede yanlış yapıyorum diyorum. Engel olmalı mı yoksa görmemezlikten gelip o başına vurunca izlemeli mi? Ama yok ben yapamam kuzum kendine vurunca ben görmemezlikten gelmeyi başaramam. Bende bu durumu araştırdım sonuç mantıklı geldi. Buyrun sonuç:
Bebeklerde Öfke Nöbetleri
Her ne kadar başını vurma çocuğun rahatlamasını sağlayan bir alışkanlıksa da bazen öfkeli olduğu anlamına da gelebilir. Bir öfke nöbetinde iki yaşındaki bir çocuk yere yatırıp tepinebilir ve çığlık atarak başını yere ya da duvara vurabilir.Bu durum çocuğun kendisine zarar verme olasılığı yüzünden anne-babayı telaşa düşürür. Öfke nöbeti genellikle çocuğun kendisini ifade edememesinin isteklerini dile getirememesinin ya da isteğini elde edememesinin yarattığı düş kırıklığına tepkisidir.Çocuk kendisine zarar vermediği sürece en iyisi olayı görmezlikten gelmektir. Yaralanma olasılığı varsa nöbet geçene kadar çocuk yatağına ya da güvenli bir yere konulabilir.Bu tür öfke nöbetleri sıklıkla oluyorsaanne-baba kendilerine çocuktan çok şey bekleyip beklemediklerini sormalıdırlar. Çocuklarını katı kurallar içinde sıkmaya ve ona sert davranmamaya çalışılmalıdırlar. Ayrıca çocuklarının ruhsal gelişimi konusunda kaygılanıyorsa bir çocuk psikiyatrisi uzmanına danışmaktan çekinmemelidirler.Başını vurma davranışı mazoşist bir davranış değildir çocuğun bir birey olarak yaşama uyum sağlamasıyla ilgili bir sorundur. Bu nedenle de anne babanın çocuğa karşı yumuşak anlayışlı ve hoşgörülü bir tutum takınmaları çok önemlidir.Bazı araştırmalarda her 100 normal bebekten 15′inde bu davranışın görüldüğü saptanmıştır. Ancak başını vurma ve sallama gibi ritmik hareketler annenin beden temasından yoksun olan yetiştirme kurumlarında büyüyen ya da çok sıkı kundaklanmış çocuklarda daha sık görülmektedir.
Bide bu yazının başında bebeklerde görülen bu davranış 3-4 yaşına kadar kendiliğinden kaybolur. Eğer 5-6 yaşına kadar devam ediyorsa davranış bozukluğunun işareti olabilir bir çocuk danışmanından yardım alın diyordu. Yazı uzun olduğundan sadece sonuç bölümünü yayınladım.

27 Aralık 2010 Pazartesi

BASTONLAR FORAAAA......

Evet babacığımız bastonlardan da kurtuldu. Artık çok iyiz Allaha şükürler olsun. Bastonlar fora Jimnastiğe devam. Eeee artık bitsin dimi o karabasan gibi günler.

İSTANBUL BİR İKİİİ....

Sonunda beklenen gün. Kardeşim dönüyor 6 yıldır Moskovada yaşayan kardeşim İstanbula geliyor. Bedelli askerliğini yaptıktan sonra serbestiz artık. Çok mutluyuz çook. Çarşamba günü büyük gün benim için. Meleğimi ilk defa görecek. Hadi hemen çarşamba olsun.

20 Aralık 2010 Pazartesi

DOĞUM GÜNÜ PARTİMİZDEN


Cumartesi günü kutladık doğum günümüzü tekrar. Aslında 5 aralıkta dayımız Ankaraya dönmek zorunda olduğundan erken kutlamıştık cumarteside tekrar kutladık. 1 Muharremde doğduğundan meleğim Cumartesi günü Kuran okuttuk. Sohbet dinledik, hayırlı bir evlat olsun yavrum diye çok güzel dualar aldık. Rabbim cümlemizin evladını hayırlı evlat eylesin.
Resimlerimiz 5 aralıktan. Cumartesi Resim çekemedim tamamen tembellikten. Sabah saat 04:30 da uyandım ve hazırlıkları anca tamamladım. Çalışınca böyle oluyormuş demekki. Çok güzeldi zahmetime sonuna kadar değdi. Yapılan yemeklerin yanına Günün anlam ve öneminş taşıyan aşure dağıtıldı. Güzel kızım bayabi eğlendi abla ve abileriyle. Rabbim meleğimin gülen yüzünü hiç soldurmasın. İyiki Doğdun güzel kızım. İyiki varsın iyiki benimsin. Annen ve baban sana aşık bunu unutma. Seni çok ama çok seviyoruz...

14 Aralık 2010 Salı

GEÇEN SENE BU GÜNDÜ!!!!!!



20 nisan sabahı içim içimi yiyordu acaba hamilemiyim diye. Ellerim titreyerek yaptım testi ve sonuç POZİTİF. Tekrar hamile kalmıştım hiç düşünmeden plansız ve beklemediğimiz bianda ama korkum anlatılacak gibi değildi. Ya buda ilk deneyimim gibi olursa.... Doktorum söylememişmiydi tedavi görmeden hamile kalma diye. Çok sürmedi mutluluğumuz 1 mayıs sabah erkenden hastaneye gittim kusmalarım bitmiyordu. Hastaneye yatırıldım hamileliğim boyunca 12 defa hastaneye yatırılışımın ilkini gerçekleştirmiş oldum. 10 gün kaldım kalp atışların 7.haftanın sonunda aldırmama 2 gün kalmışken oluştu ve almaktan vazgeçti doktorumuz. Buda bi ışık değilmiydi yaşamayı istemene, benim bizim kızımız olmana dair. Hastaneden çıktığım gün tekrar başka hastaneye yattırıldım. mayıs ve haziran komple hastanede yatırılarak geçti. 5,5 aylıkken kusmalarım bitti ve herşey normale döndü. 6,5 aylıkken balıktan zeyirlenip 2 günde buyüzden hastanede yatmam hariç.
Ama okadar yormuştuki 4.5 ay bian önce kucağıma almak istiyordum seni. 65 kg başlamış olduğum hamileliğime sen 3,5 aylıkken 55 olmuştum. Yemek yiyemediğimden 10 kg verdim. Hergün 3 tane 1000cc lik serum ve vitamin iğneleriyle seni ve beni besliyorlardı. Yani pek organik sayılmazsın güzel kızım. 1000 kadından dördünde gözükürmüş bu benim kusmalı durumum.İlk doğumum olmasına rağmen doğumdan korkmuyordum. Bitsin artık diyordum.
Tabiii bide iş var malesef onada devam ediyordum. Bukadar adrenalin az bana deyip 7 aylıkken ehliyet kursuna gittim. 8.ay yazılı sınav ve 9.ayımda direksiyon sınavına gidik ve başardık güzel kızım.
Başardım... Doğmana 2 hafta kalana kadar çalıştım 12 Aralık cumartesi işe gittim ve artık bana müsade diyerek doğum iznime ayrıldım. İzne ayrıldığım hafta:
Pazartesi ehliyet alma işlemlerini hallettik ve yaklaşık bir saat yürüdüm.
Salı günü Anneannenle bizim evin arası 3 KM ve o yolu yürüyerek eve döndüm ve misafir ağırladım.
Çarşamba günü dr kontrolumüz vardı ve NST ye girdim. Sonuçlara bakan doktorum Ağrın çok mu diye sordu ve bir aydır bende bel ağrısı şiddetli var o günde öyleydi. Herzamanki ağrılar fazla ağrım yok dedim. Doktorum sancımın olduğunu suyumun ve kanamamın olursa acilen hastaneye dönmemi sancımın çok gözüktüğünü söyledi. Ben umursamadım. Belkide umursamak istemedim nasıl umursayabilirim ki İzne yeni çıkmışım senin birsürü eksiğin var. Temizlik falan hiçbirşey ortada yok. Doğumuna 12 gün var daha. Dedenle alışverişe gittik. Sabah 10 da çıktığımız evden akşam sekizde döndük. Yemek yedik ve bende ağrı müthiş, kalorifere dayandım ve sıcak bişeyler içtim. Yok geçmiyor biraz uyudum ve gece ağrıyla uyandım. Baban bak gidelim doktora diyor. Bende ki ne cesareti bilmiyorum yok doğum değildir diyorum. (nerden biliyorsun daha önce doğum mu ki) Gece meyvemi yedikten sonra yattım yine.
Perşembe sabahı 7 de uyandım ve babanda işe gitmek üzere uyandı. Aramızdaki diyalog aynen şöyle;
-Aşkım bu gün kulağın hep telefonunda olsun pek iyi değilim,
-Tamam.
-(aradan 1 dk bile geçmedi) Bana kahvaltıyı hazırlayıp gidermisin ağrım çok,
-Tamam.
-(Biz daha yataktayken benden bişeyler geldiğini hissettim) Tekin ben doğuruyorum galiba...
-Neeeeeeee
-Eveeet suyum olsa gerek bu.
Evet öyleydi sen gelmeye karar vermiştin. Duşa girdim su rahatlatıyormuş diye, kaslarım gevşeyip rahat doğurumuşum. Duştan çıkmak bile istemiyordum. 1 saat sıcak suyun altında kaldım. Eşimde sancı aralığını tutuyordu. 5 dk birdi. Anne anneyi ve yengemi de alarak çıktık yola. Doktorum seni zorlamıycam bide doğumda hırpalanma sezaryene alalım demişti. Ama annem hayır normal doğum yapmalısın diyordu. Aslında bende yapacağıma inanıyordum. Bu yüzden kendi doktorumda değil başka yerde doğum yaptım. Yol boyunca gül koklayıp mum söndürdüm (katıldığım doğum eğitimlerinde nefes alış şeklini böyle anlatmışlardı). Annem üzülmesin diye yüzüm hep gülüyordu. Annem bu nasıl doğum yapacak, doğum yapan kadın böyle mi olur bence boşuna gidiyoruz diyordu.
Hastaneye vardığımızda saat 09:50 idi. Eşime siz burda kalın dedi hemşire. Beni odaya aldılar o an okadar yalnız hissettim ki kendimi gözlerim doldu o an duygu patlaması yaşadım resmen. Beni hemen muayene ettiler 4 cm açılma olmuştu. Hemen doğumhaneye dediler. Asansörden ağlayarak çıktım. Hemşire niye ağlıyorsun korkma diyor ama nafile. Ben sessiz sessiz ağlıyorum. Zaten duygularımı sessiz sessiz ağlayarak gösteririm. Serum taktılar zaten sancıdan ölüyorum bide serum beni mahfetti.
Doktorum NST ye aldı. Yok uzanamıyorum kasıklarım öldürüyo beni. Allah aşkına uzan diyo doktor ben uzanamıyorum kasıklarım çok ağrıyo deyip ağlıyorum. Tamam 5 dk söz bidaha bağlamıycam dedi. Ben uzandım ama biyandanda gözüm saatte 5 dakika dolar dolmaz tamam acın şu bantları dedim. Doktorum garibim sinir olmuştur herhalde. Tamam artık sen burda bekle ben kontrole gelicem dedi. Sancılar arasında gözlerim kapanıyordu. Allahım birazcık uyuyum diye dua ediyordum. Saat 11:30 ben çok sıkıştığımı farkettim. Dayanamadım Doktorun yanına gittim benim lavaboya gitmem lazım dedim. Doktor dur bi bakayım belki doğumundur dedi. Kontrol etti ve açılma 10 cm nihayet doğum başlamıştı 17.12.2009 da saat 12:12 de 3,250kg 50cm boyunda gözlerini açtın dünyaya. Allahım gönderdi hediyemi. 9 ay zorlu geçen bir sürecin hediyesi. Sen benim ve babanın mükafatısın. İyiki varsın, iyiki benim kızımsın. Şimdi hayatımın en önemli yerinde olduğunu sakın unutma. Seni çok ama cok seviyorum, seviyoruz.
Allahım ölmeden önce hayatım bir film şeridi gibi gözümün önüne gelirse her halde gözümün önünden ayrılmayacak olan sahne Meleğim dünyaya gelişindir. Hemen kucağıma verdiler simsiyah ensesine dökülen saçları çekik çekik mini minnacık gözleri tombidik yanaklı dünya güzeli bi kız. Allahım bana güç ver ne kadar muhtaç ve korumasız. Ona sahip çıkayım bana kuvvet ver diye dua ediyordum.
Şükürler olsun başarmıştım. Zorlu geçen 9 ayın sonucunda kızımı yavrumu kucağıma almıştım.
Bu kadar sıkıntının içinde bazen ağlıyordum ben hiç anne olamayacağım diye ama anneannen ve baban en büyük destekçimdi. Tabi sende çok güçlü bir bebektin. Pes etmediğin için benide annelik mertebesine yükselttiğin için sana çok teşekkür ederim.
VARLIĞINLA ZATEN MUTLUYUZ BAŞARILARINLADA GURURLU OLMAK İSTİYORUZ.
RAMBİM BU HEYECANI HİÇ EKSİTMESİN. SANA DAİMA SAĞLIKLI, MUTLU, HUZURLU YILLAR DİLİYORUM GÜZEL KIZIM. RABBİM SENİ İYİ BİR İNSAN OLARAK YETİŞTİRMEYİ NASİP ETSİN. SENİ ÇOK SEVİYORUM DURU ECRİNİM.

13 Aralık 2010 Pazartesi

ANNESİNİDE KORURMUYMUŞ!!!!!!!!


Güzel kızımı çaydan korkuttuk. Şimdi ben çay içtiyimde veya doldurduğumda ABA ÜF ÜF ÜF diyor. Minik Meleğim ne zaman büyüdünde anneyi düşünür oldun.

11 Aralık 2010 Cumartesi

ÇİFTLİK HALISI


Kızımın en sevdiği oyuncağı. Çok eğitici hemde çok eğlenceli. Kuzenlerimin Duru için seçtiği bu oyuncağı Duru çok seviyor. 0-18 ay aralığı bebişlerimiz için. Kızım hem hayvanları tanıyor hemde müzik çaldığında başlıyor oynamaya. Şimdilik göbek atmak için kullandığı oyuncağı Duru'nun elinde bütünlüğünü korursa eminim bununla hayvanlarıda öğrenecek yavrum.Hem plastik olmayışıda ayrı bir artı. Baksanıza nasılda mutlu benim kuzum.....

10 Aralık 2010 Cuma

YANLIŞ MI YAPTIM ACABA???


Geçenlerde çok büyük bir alışveriş merkezi açılmış bizde gezmeye gittik ve girdiğimiz oyuncakçıda Duru'nun eline kaçtane kitap verdiysem bakmadı bile elindeki kitaptan hariç. Kitabın adı Radyatör Kasabası. Kızım tüm hayvan sesi ve müzik sesli kitaplara bakmadı bile ama araba sesi acayip ilgisini çekti. Yanındaki ayıcığı umursamadı bile. Ayrıca her arabaya bindiğimizde arabanın hertarafını parmakları ile yoklamadan bırakmıyor. Şimdi düşünüyorumda hamileliğimin 8.ayında ehliyete gitmemle ve 9.ayımda da direksiyon sınavına girmekle yanlış mı yaptım acaba!!!!!!

9 Aralık 2010 Perşembe

MEDİA MARKETİN DOĞUM GÜNÜNÜ DUYDUNUZ MU?


Eveeet Media market şubelerinin doğumgününden dolayı büyük indirimler yapıyor. Bende bu indirimlerden yararlanan biri olarak sitesini incelemenizi tavsiye ederim.

Ben sinbo katı meyve sıkacağı 49TL , Duru'nun oyuncaklarına yetiştiremediğim piller için sony şarjlı pil 10TL ve flaş bellek 8 TL aldım. Bana çok uygun geldi ve aldım. Sizinde eksikleriniz varsa bence bibakın :)

6 Aralık 2010 Pazartesi

Anne dedi kuzum....

Melek kızım c.tesi günü anne dedi. Hemde doğum gününü kutlayacağımız gün. Altını değiştirirken kaçmak istedi bende tutunca Anne biti dedi. Çok mutlu oldum. Anne kelimesi nekadar güzel bir kelimeymiş. Bugüne kadar duyduğum en güzel sesten bunu duymak....
Özel kızım benim. Babalar günündede babasına ilk kez baba demişti. Oysa baba kelimesini söyleyebiliyordu ama babasının yanında ısrarla söylemiyordu. Her baba dediğinde kıskanıyordum ama artık bende duyuyorum yaşasın. O akşam birkez daa söyledi okadar devamı gelir artık.

Buarada dayımız Ankarada eğitim gördüğünden dönmek zorundaydı 2 hafta önce kutladık doğum gününü ama 17.12 de tekrar kutlayacağız. Resimler ise eve gittiğimde yüklerim. Şimdilik anneannedeyiz.

29 Kasım 2010 Pazartesi

ANLATMASAM ÇATLARIM....

Komik çok komik bişey oldu pazar günü. KPSS sınavı vardı bende daha önce paylaşmıştım gireceğimi vee tabiki girdim ama Duru'nun kimliği ile. Sınav olacağım sınıfa gittim görevli öğretmene kimliği uzattım bakar bakmaz resim yok dedi o an uyandım. Neyse tekrar çıktım bizimkilerden kimliğimi istedim getirdiler sınava gecikmeli olarak girdim. Ama yaptığım yanlışlığa kakıla kakıla güldüm. Herhalde bukarışıklığı tek yapan bendim. Heyecan böyle birşey!!

Sınav nasıl mı gecikti????
Zaman yetmedi :(

11.AYINDA DURU


Eveet 17 Kasım itibariyle 11.ayımızı doldurduk. Hızla büyüyoruz. 11 aydır ilk defa bu ay doktora gitmediğimizden kilo ve boy rakamlarını bilmiyorum. 11 ayında Duru şaşırtmaya devam ediyor beni. nelermi yapıyor:
* İncilerimiz 3 oldu 4.yolda tam tavşanız yani.
* Tay tay duruyor ama tek başına adım atmaya korkuyor. Kızımın canı çok kıymetli. Banyodada banyo boyunca bir elimi sıkı sıkı tutuyor. Banada güvenmiyor kendini garantiye alıyor kızım.
* Annesine çekti galiba çene hiç durmuyor. Teysesine Edaa (Esra), babama yani dedesine Abi,
Babasına Baba arada Abi yada kades, ben tabiki Aba (anneyi ısrarla söylemiyor ve aba değil anne dediğimde bana kızarak Aba diyor. ben anne olmak istiyorum artık abalıktan sıkıldım).
* Masal okumamı seviyor ama müdahale etmeden durmuyor.
* Keşfetsin merakı dinsin diye kızmıyorum ama bizim ev göçüyor.
* İlk vukatımızı yaptık sevgili vazom artık yok.
* İşten eve gittiğimde mutluluktan uçuyor zil çaldığında aba aba diye bağırıyormuş. Kim geldi dediklerinde ABAM diyor. İnanamıyorum alıştırmışlar gibi.
* Rengarenk çaldığında başlıyor oynamaya koptuğunda görülmeye değer bir manzara çıkıyor ortaya. (kapı gıcırtısında oynaması da bana benziyor)
* Bide biraz ispikçiyiz galiba biri kızdırdığında aba aba diye başlıyor kendince anlatmaya.
Eeee Duru ile ilgili şuan aklıma gelen gelişmeler şimdilik bukadar :)

25 Kasım 2010 Perşembe

Gecikmiş bayram postu


Yapılan derin bir temizliğin ardından gelen bayram ve bununla birlikte hasta ziyaretine gelen bir çok misafir. Hiç dinlenememiş olarak geçen dokuz gün. veee yine pazartesi. Bütün bunlara rağmen güzeldi. Birlikteydik... Mutluyduk....




11 Kasım 2010 Perşembe

BAYRAM TATİLİNİ BEKLEMEK GÜZEL DE....


Bayram tatilini beklemek güzel de tatille birlikte yıkanmayı ardından ütülenmeyi bekleyen perdelerim, İndirilmeyi bekleyen mutfak dolabı ve gardolaplar, beni sil diye neredeyse dile gelecek olan koltuklarım ve iki kocaman halım, Silinecek camlarım ve ovalanacak fayanslarım...

Ayyy yazınca farkettim ne kadar işim varmış. Tabi bunların arasında Duru faktörüde var. Bide onunla ilgileniyorum diye bunlara harcadığım zaman iki katı oluyor.

Tüm bunları bitirdikten sonra yapmam gereken bir alışveriş ve mutlaka gidilmesi gereken kuaför var.

ÇOK ÇALIŞMAM LAZIM ÇOOOK:(

9 Kasım 2010 Salı

ÇOK YORGUNUM.....


Kuzucum sabaha kadar uyumadı. Yavrum nefes almakta güçlük çekiyor. Çok tıkanmış. o ağladı ben salladım. Koca geceği böyle geçirdik. Şuan işyerindeyim ama gözlerimi zor açık tutuyorum. Dün Doktora gitti ve salgın var demiş. Anlamıyorum ki benim kızım piyasadaki tüm hastalıkları nasıl çekiyor kendine. Nerde hastalık varsa Duru da mutlaka nasibini alıyor bu hastalıktan. İlaç sevmeyen biri olarak artık kızım ilaç kullanmasın istiyorum. Diğer sever 20 günden fazla sürdü bronşit başlangıcı dediler. Bakalım bu sefer nekadar sürecek. Yavrum çabuk düzelir inşallah O hasta olduğunda ben çok mutsuz oluyorum.

Resim Duru bir aylıkken.

8 Kasım 2010 Pazartesi

BAYRAMLIKLARIMIZ HAZIR.....

Bugün öğlen arası gittim ve kuzuma bayramlık aldım. mini kot etek ve tişört alıyordum ki gözüm bitane jileye takıldı onu aldım çok şeker zaten tüm kız elbiseleri insanı cezbediyor. Geçen bayram daha bi hazırlık yapmıştım C&A den kuzuma çok güzel bayramlık almıştım ama bayramlıklarını bayramda giydirmek nasip olmadı. Hastanedeydik. Geçen bayram öyle korkmuşum ki bugün bayramda acaba giydirebilecekmiyim diye aklımdan durmadan geçirdim. Bubayram inşallah daha güzel geçecek. Şimdi sabırsızlıkla tatilimizi bekliyoruz. Resimlerimiz bayramda çekilecek artık.

TAY TAY DURUYOR.....

Eveeet 6 kasım akşamı itibariyle kızım ilk defa destek almadan ayakta durdu. Dün de ayakta duruyorken ilk adımını attı. Emeklemeden yürüyecek galiba. Çok mutlu oldum. Ama fena grip oldu yine. Nereden kapıyor bilmiyorum ki. Evim sıcacık ama yinede üşütüyoruz galiba. Asla halıya uzanmıyor parkelerin üzerine yada koltuk arkalarına geçiyor sürüne sürüne. Belkide böyle üşütüyor. O tek dişiylede hepimizi elden geçiriyor mutlaka.
Reklamlara bayılıyor. İşten eve gittiğimde reklam varsa beni umursamıyor bile. Reklam bitince başlıyor beni mıncıklamaya. Biri onu sevindirdiğinde dönüp beni öpüyor. Tatlı şirine.
Ona aldığım kuzu ayakkabları ses çıkardığından giydirdiğimde ayaklarını yere vuruyor. Çıngırtıyı duymak için. Konverslerimizde çok güzel oldu yalnız şapka küçük geldi.
Artık isteklerini ve istemediklerine çok baris belli ettiriyor. Davranışları daha anlamlı. Kumandayı öğrenmiş nasıl değiştirmesi gerektirdiğini biliyor. Çoğu zaman düğmeyi karıştırsada tv değiştiriyor. Kumanda Duru'daysa tv izlemek mümkün değil. Uykudan kalktığında ABA MEME diye bağırıyor. Meme biberon oluyor tabi biz emzirmeyi altı ay sonu itibariyle sonlandırdık. Bu durumu her hatırladığımda üzülüyorum. Biyere gittiğimde arkamdan Aba men men diyo. Yani benide götür. Süper ya bu kız nerden kapıyor bu kelimeleri bilmiyorum ki.
Son olarak Tüyapta olan kitap fuarından kuzuma hikayeler aldım. Çıkartmalı kitaplardan bulamadık. Dün akşam masal okuyarak uyuttum kuzumu. Çok güzeldi. İnşallah benim yavrumda okumayı sever. Şimdilik bizden bukadar ayakkablarıyla resimlerinide daha sonra eklerim. Bakalım kuzum bana daha ne süprizler yapacak.

27 Ekim 2010 Çarşamba

İÇİMDEN GELDİ...

Sıkıntıdan kendimi alışverişe saldım. Anne olunca insan kendini unutuyor derlerdide inanmazdım. Kendime almıycamda hep başkasına bakıcam çok saçma gelirdi. Şuan tam olarak onu yapıyorum. Bebeksitelerinden çıktığım yok. İşte yeni cicilerimiz. Duru'ya bence çok yakışacak.



üçündende sipariş ettim. Malum önümüz kış üçünede çok ihtiyacım olacak.
iyi günlerde giyin kuzucum.
Not: merakedenler için yazıyorum bebekmarket.com dan aldım ama ben 4.leventte açılan mağazasından temin ettim internetten alışveriş yapma taraftarı değilim. Fiyatları gayet uygun ürünler iyimi gelince görücez.

BİZİMDE İNCİMİZ VAR....


Ha çıktı çıkacak derken 4.ayından bu yana beklediğim her ateşlendiğinde huzursuzlandığında kesin çıkacak dediğim diş sessiz sedasız çıkıverdi. Maaşallah kızıma alttan dişi gözüktü şimdi üst iki dişide kabarmış. Geçen hafta 10.ayını doldurduğu hafta annem ile halamın aynı gün ayrı ayrı farketmesiyle bizde görmüş olduk. Tabii dişhediyesini kim önce gördüğünü bilemeğinden annem ayrı halam ayrı alacak. Diş buğdayını da doğum gününde dağıtmayı düşünüyorum nede olsa yaşı geldi. Hem yaşımız Muharrem ayınada geliyor o gün aşuremizi de dağıtırız. Oooh bizim doğum günümüzde menümüz zengin olucak galiba.

Buarada kızım baya baya kelimeleri söylüyor. Bana hala aba diyor. Sabah kalktığında bana aba kak kak diyor. Birini yanında istemediğinde biti kak diyor. Beni kimseyle paylaşamıyor. Babası yanıma oturduğunda sürünerek gelip ortaya geçiyor. Sevdiği şarkı rengarenk. Ağladığı esnada çıksa bile ağlamayı bırakıp gülmeye başlıyor.

Babamız tekerlekli sandaliyesine bindiğinde oda yürütecini istiyor başlıyor babasıyla yarışa. yalnız ne arkada duracak ne önünde tam yanında duracak. babasına yetişene kadar nasıl bir heyecan görülmeye değer.

İyki varsın kızım yoksa ben bu kabus gibi günleri nasıl atlatırdım bilemiyorum. Allah'ımın seni bana verdiği güne binlerce kez şükürler olsun. Melek kızım benim. Seni çok ama çok seviyorum. Buarada kızımın resimlerini internet ortamıda eskisi gibi koymayı düşünmüyorum. Okuduğum bazı yazılardan dolayı endişelendim. Hatta sayfamı şifreleyip sadece davet ettiğim okuyucuların açmasını bile düşündüm. Neden bilmiyorum ama bunuda ayrıca belitme gereği duydum.

13 Ekim 2010 Çarşamba

Dandini Dandini De Olmasa......


Evet Dandini Dandini Dastana ninnisini aramızda bilmeyen yoktur herhalde. Benim kurtuluş reçerem. İlk besteleyeni alnından öpmek istiyorum. Kızım bundan ne anlıyor bilmiyorum ama onu söyler söylemez sakinleşiyor ve bir süre sonrada uyuyor. Henüz bunun mücizesini çözmüş değilim. Yalnız budurumdan hiç şikayetçide değilim. İlerde bu satırları okuduğunda kendine güleceksin belki, belki de bu saçmalıktan ne anlıyordum acaba diye kendine soracaksın ama umarım bu durum daha uzun bir süre bu böyle gider. Yoksa ağlama krizin tuttuğunda seni susturacak yeni formülü nerden bulayım. :)))

8 Ekim 2010 Cuma

ÇEKMECE HOBİSİ....


Eveet artık benim kızımında çekmece hobisi var. Henüz emeklemiyor yalnız yürüteci ile çekmecelerin yanına gider gitmez açıp içini boşaltıyor. Duru yapma diyorum. Dönüyor tatlı tatlı gülümseyip kaldığı yerden devam ediyor boşaltmaya. Tatlı şirineyle işim var benim.....
Bu arada gribi atlatamadık hala bronşit başlangıcı dediler. İğne verdi doktor yarın yine kontrolü var bebişimin.Canım yavrum onu çok ama çok seviyorum.

6 Ekim 2010 Çarşamba

DURUDAN RESİMLER...

Duru.....
Duru ve sevgili köpeği...

Babasına çok mu benziyor ne?????

4 Ekim 2010 Pazartesi

Bİ TÜRLÜ İYİLEŞEMEDİK....

Cuma günü kontrole gittik. Doktorumuz atlatamamış dedi bir poşet dolusu ilaçlarımıza ilaç ekleyerek evimize gönderdi. Nasıl bir salgındır bu ya kuzum mafoldu. 9 kg düşmüş bide bol bol kusuyor. c.tesi akşamı yanakları pespembe oldu. Çok korktum ateşlenecek diye ama çok şükür ateşlenmedi. Çarşamba günü yine doktora gideceğiz. Bitsin artık yaaa kızım yutkunurken bile zorlandığını görüyorum...

29 Eylül 2010 Çarşamba

Veeeee Babamız Evde

Evet eşimin kontrolü iyi geçmiş şuan evde. Film çekilmedi şimdilik gerek yok 2 hafta sonra film için tekrar gidilecek. Bakalım. Allah tüm hastaların yardımcısı olsun bizimde beraber. Kızım artık babasıyla. Çok mutluyum çok :)

27 Eylül 2010 Pazartesi

9.AYINDA DURU

Herkese iyi haftalar... Babamızı gördük ve pazar günü kızımla evimize döndük. Kuzucum cuma gününden beri hastaydı. Ateş yok ama kuru öksürük çok fena. Seside farklı çıkıyor bide burnumuz tıkalı. Buyüzden dün doktora gittik. Doktor teyzemiz bi güzel muayene etti ve üşütmüş dedi. Gitmişken 9.ay kontrolümüzde yapıldı. Maşallah Bebeğiniz çok sağlıklı dedi.


Gelişimi gayet iyi 9,5 kilo 75 cm. Diş geç çıkabilir endişelenmeyin emekleme sorununada cuma günü kalçalarına film çekelim dedi. İnşallah iyi çıkar dua ediyorum. Doktor teyzemiz kızıma bayıldı bol bol öptü. Çok güzel bi bebek deyip durdu. (bunu duymak hoşuma gidiyor :) ama önce sağlık tabi) Buarada doktorumuzuda değiştirdik. Diğeri hiç gülmüyor çok ciddi kızım doktorunu sevsin istiyorum.


Şirinliklerini yapmaya devam ediyor. Duru'yla hergün büyümek dünyanın en güzel şeyi. Onun masum bakışarı kadar şu dünyada daha güzel ne olabilir ki...Bana çok düşkün beni her gördüğünde kucağıma oturup kalkmıyor oyun oynadığında da bir eliyle beni tutuyor. Kızımın sürekli terk edilme duygusunu yaşamasını istemiyorum ama sanki Duru'da bu var. Babasına çok düşkündü şuanda onu görmüyor olması mı bana bukadar bağladı bilmiyorum babasını da unutmuş tanımıyor. Yarın eşimin kontrolü var İnşallah evimize döner. Allah tüm hastalara şifa versin eşimede beraber. Herkese iyi akşamlar ben kızıma gidiyorum.

24 Eylül 2010 Cuma

NEREDEN BAŞLASAM....

Merhabalar... okadar birikmiş ki içimdeki herşey neye nereden başlayacağımı bilemiyorum. Eşim pazartesi günü hastaneden çıktı şimdi ablasında yatıyor. Karşıda Ataşehirde. ilk ameliyattan 9 gün sonra tekrar kalçadan ameliyat oldu. Kemik kaymış herşey silbaştan alındı. Şimdi bakalım 29 eylül ilk randevu inşallah bir aksilik çıkmaz. Eşim tekrar eski sağlığına kavuşsun. Buarada son ameliyat şansımızı kulandık tekrar aynı problem olursa protez kalça takılacak. 17 eylülde evlilik yıldönümüz idi hastanede kutladık daha sonra resimleri eklerim. Ayrıca 17 eylülde kızım 9 ayını doldurdu. Onunlada ilgilenemiyorum pek fazla yavrum benim affet beni. 5 gün görmedim onu annem alıp eve döndü. Şimdi beni gördüğünde kucağımdan inmiyor tekrar bırakacağımı sanıyor. gelişimine gelince;

9 ayı doldurduk hala diş ve emekleme yok. Ama yürüteçte baya ilerliyor. şimdilerde bitti diyor dün ilk kez teyze dedi. oyun oynayınca tey tey diyor. Birisinin onu öpmesini istemediğinde burun kıvırıyor. Şirinlikte üstüne yok ama. Tlf çaldığında işaret parmağıyla düğme arıyor ki açılsın. maşallah zamane çocukları gerçekten zekiler. En sevdiği oyuncağı benim telefonum. Elinden aldığımda kıyameti koparıyor. Buarada kuru öksürük var neyapıcam bilmiyorum.

Bugün kızımla babamıza gideceğiz. Bayramda bayramlıklarımızı giyemedik ilk bayramımız buruk ve birbirimizden ayrı geçti inşallah birdaha böyle bayram yaşamayız. Pazartesi babamız hastaneden çıkınca bayramlıklarımızı giyip karşıladık babamızı. Yalnız ya unutmuş babayı yada bandajlı olduğundan korkup yaklaşmıyor. Şimdilik bizden bukadar duaya çok ihtiyacımız var lütfen dua edin bizim için.


NOT: Canım kızım yıllar sonra bu blogu okuduğunda üzülmeni hiç istemiyorum ama malesef bunlar yaşayacaklarımızmış. İnsallah bu üzücü olayarı birdaha yaşamayız e sen hep keyif alarak okursun yaşadıklarımızı. İkinizide çok ama çok seviyoru melek kızım benim....

10 Eylül 2010 Cuma

KAZA.....:(

Eşim kaza yaptı. Şuan hastanede yatıyor. Sol omuz ve sol kalça kemiği kırık. pazartesi saat 16 sularında oldu. kızımı görmeye geldim tekrar çıkıyorum. Duru babasını özlemiş ama göremiyor. durmadan baba del del diyor. lütfen dua edin...

3 Eylül 2010 Cuma

BLOG DOSTLARIM BUDA SİZLERE VE TÜM ANNELERE...



ANNE OLMASAYDIM EĞER...Ben anne olmasaydım eğer... Topuksuz ayakkabılarla da şık olunabileceğini bil...meyecektim.


Hamileliğim esnasında 80'li kilolara kadar çıkıp kendi çapımda ilk defa bir alanda rekorumu kıramayacaktım.


O küçücük ellerle renkli kartonlardan yapılmış bir kâğıt parçasının bu kadar değerli olabileceğini öğrenemeyecektim.


Kan yapsın diye danadili haşlayıp üzerine yumurta kırıp ağzının tadına da uysun diye çikolatalı pudingle karıştırmak gibi yaratıcılığın sınırlarını zorlayan tarifler keşfedemeyecektim hiç.


Su almak için elimde kumanda ile buzdolabını açtığımda kumandayı buzdolabına koyacak kadar ya da evden çıkarken telsiz telefonu çantama atacak kadar kendimden geçmeyecektim.


Birinin canı yandığında ötekinin bu acıyı hissedebilmesinin sadece ikiz kardeşlerde olduğunu sanacaktım.


Sabahın köründe gözü kapalı mutfağa kadar gidip, süt ısıtıp yine gözü kapalı dönme yeteneğini kazanamayacaktım.


Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak için insanüstü bir uğraşa asla girmeyecektim.

Bir insanın gaz çıkarması beni bu kadar mutlu edemeyecekti.


Büyüdüğünde arkadaşlarınla birlikte partilerde Süper Anne olarak eğlenmeyi hayal edemeyecektim.


Babanla belki daha az kavga edecek ama sevginin evlat denilen başka bir boyutuna giremeyecektik.


Sevginin böylesine karşılıksız olanını hiç tadamayacaktım.


Annemi bu kadar çok sevdiğimi anlamayacaktım.


Annesinden zorla ayırdılar diye "Uçan Fil Dumbo!" çizgi filminde böğürerek ağlamayacaktım.


Geceleri kesintisiz uyuyacak, hafta sonunda sabahları istediğim saatte kalkacaktım ama uyandığımda yanağıma konmuş minik ellerin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi.


Çantamda sürekli bisküvi, ıslak mendil, bir adet oyuncak, düşer bir yerin kanar diye ayıcıklı yara bandı taşımayacaktım.


Acıyı geçiren öpücüğün gücüne inanmayacaktım.


38,5 derece ateş beni de yakıp kavurmayacaktı.


Yağmur sonrası çamurlu sularda zıplamanın keyfine varamayacak, sen bir lokma daha fazla yiyesin diye kalabalığın ortasında kafamda peçete dansı yapmayacaktım.


Sen olmasaydın eğer yaşamın karmaşıklığını unutup tekrar basit yaşamayı öğrenemeyecektim.


Sen olmasaydın eğer ben asla "anne" olmayacaktım. Bir çocuk doğduğu anda, bir anne doğarmış... Bu lafın doğruluğuna inanmayacaktım!...

27 Ağustos 2010 Cuma

YAŞASIIIN CUMA 3 GÜN TATİİİİİL :)


Hadi zaman geçsin.... 3 gün tatil ohhhh kızımla koskoca 3 gün bizi bekliyor. 3 günde nelermi yapacağız. Bayram temizliğine ufaktan başlıycam, kızıma ilk bayramlıklarını almak için alışveriş yapacağız. Eeee misafir davetlerimi yaptım onlar bitti, artık ben misafirliklere gideceğim. Bide kızımla gezicez Allah ne verdiyse aklımızda bir yer yok. Kuzucuğum neler mi yapıyor:

Bizimle birlikte sahura mutlaka kalkıyor. (eşlik etmese olmaz) çok mızmız arada ateşleniyor bu sefer diş diyeceğim ama yine yanılmaktan korkuyorum. Çıksında kurtulalım artık ama yaaa.

Meleğimin acı çekmesine dayanamıyorum. Bide bol bol şirinlik yapıyor bizden şimdilik bu kadar. Sevgiyle kalın...
hiişşşşt sağdaki şirinliğe tebessüm etmeden kapamayınnn....

20 Ağustos 2010 Cuma

İSİLİKLERİMİZDEN KURTULDU :-)


Yaşasın isiliklerimiz baya soldu hatta bir çoğu yok oldu bile. Bu durum beni çok mutlu etti. Yemek yeme problemimiz devam ediyor. Kuzucum katı yiyecekleri yemiyor yediğindede miğdesini bulandırıyo sonrada çabasının karşılığını alıp kusuyor. Kaşık mamalarını ağlaya ağlaya yiyoruz. İnşallah iştahsızlığı sıcaklardandır. Diş ve emekleme hala yok. Ama Maşallahı var kızımın, çene iyi çalışıyor. Havva ya (komşumuzun kızı) Hav diyor. Gel gel yapıyordu bunu artık söylüyorda. ben hala abayım. Beni koklayayarak öpüyor. Kısacası hareketleri taklit etmekte üstümüze yok ama iş emeklemeye gelince kendimizi hiç yormuyoruz. Ben mi neyapıyorum gün boyu orucun vermiş olduğu sususluk ve halsizlikle geçiyor ama akşam kızımı görünce tüm yorgunluğu unutuyorum. öğle enerjik oluyorum ki Duru kucağımda babamızla ordan araya yakaladık oynuyoruz Duru bu oyuna bayılıyor babasının koştuğunu görünce bi çığlığı varki görmelisiniz. Buarada bebişlerimizin başarı ile söke söke aldıkları haklarını görmek istersiniz diye yayınlamak istedim. Neyse önümüzde koskoca 2 tatil günü var kızımla bizi bekliyor. Herkese Hayırlı Ramazanlar....

17 Ağustos 2010 Salı

İSİLİK OLDUK :-(




Merhabalar... Kuzucum isilik oldu. sekizinci ay konntrolümüzde yapıldı bebişim 8kg pek iyi değil ama ne yapsam kilo aldıramıyorum. iki ayda sadece 200gram aldı. isilik için ise bol bol yıka dedi ve jel verdi. Aşırı terlemektenmiş. Zaten günde sabah ve akşam anyo yapıyor. Bide altı her değiştiyinde kolları ve bacakları yıkanıyordu ama yeterli değil demekki. Ayrıca yediği herşeyi püre olarak verme dedi. biraz katı yiyecekleri yutmaya alışmalı dedi. Kuzucum nelermi yapıyor;




*Gel gel yapıyor bunu yaparken gözünü elinden ayırmıyor,


*Anneyi öp diyorum ağzını yanağıma yapıştırıp kokluyor,


*Bide düştü düştü dediğimizde kendini yana doğru atıyor (oda bizi kandırıyor)




kuzucuğumun hergün büyüdüğünü görmek ve onunla hergün birşeyler öğrenmek dünyanın en zevkli şeyi. Annem çok şanslı çünkü o hep Duru'nun yanında :-(

11 Ağustos 2010 Çarşamba

HOŞGELDİN RAMAZAN

Tüm İslam aleminin Ramazan Ayı Mübarek Olsun.
Herkesin Dualarının kabul olması dileğiyle....

9 Ağustos 2010 Pazartesi

DURUNUN HALLERİ....


Nasıl yakışmış mı???

Duru Ecrin İlk sofrasında....

bi el atmadığı orası kalmıştı...

ama çok tatlı değilmi...

Duru Dilburnunda
işte Büyükada

Adaya giderken...


ama çok şıkım yaa..
sonunda uyudu
uyumak üzere
gezmelerde.....
ev hali
Su kuşu Duru... Denize bayıldı...
Babamızla denizde...Tekirdağ

7 Ağustos 2010 Cumartesi

DURU İLE YAZ...







Merhabalar yine çok ara verdim. hafta içi annemde hafta sonu evde derken su gibi geçiyor zaman. o kadar şey varki yazacak. kuzucum 7,5 aylık oldu bile ilk resimlerine bakıyorum karşımda duran kuzucuğa hiç benzemiyor. bu yaz haziran çok sıradan evde geçti. temmuz ayı ise dolu dolu geçti. bir hafta sonu adalara gittik. çok merak ediyordum sonunda gördüm biz büyük adaya gittik. bembeyaz evler hala tarih kokuyor. tarihi yerleri gezmeye bayılıyorum.dil burnu mükemmel di. Duru doğayı sevecek galiba ağaçlara bayılıyor. gecen haftada tekirdağa gittik. gittiğimiz yer cok güzeldi. Duru denizi cok sevdi. geceden gitmediğimize cok pişman olduk. kamp yapmaya müsaitti. seneye inşallah. Duru ile babası denizden cıkmak istemiyorlardı.
Gelelim Duru dan haberlere...
- Tam yemelik oldu...
- Dişten hala eser yok...
- Desteksiz oturuyoruz (sonunda)....
- Emeklemek mi hıkıııı bu pozisyondan nefret ediyor yürütülmekten hoşlanıyor....
- Ben Abayım. aba deyince bana bakıyor.
- Çarşamba günü ilk kez dede dedi. Toplam kelime sayımız 3 oldu (Babaaa, Abaaa, Dede)...
- Bir şey istemediğinde veya horuna gitmediğinde burnunu buruşturuyor...
- yemek yemekten nefret ediyor. Sıcaktan diye düşünüyorum cok iştahsız...
- Kızmaktan anlıyor ve naz yapıyor. ve bunları yapınca çok tatlı oluyor.

Resimler babamızın telefonunda gelince ekliycem şimdilik sadece kızınca olan resmini koyuyorum. hoşcakalın...:)

26 Temmuz 2010 Pazartesi

3 Temmuz 2010 Cumartesi

DURU 6.5 AYLIK


Nereden başlayacağımı bilemedim. 6.5 ayı geride bıraktık aşılarımızı olduk kontrolümüzü yaptık durumumuz gayet iyi kilomuz 7.8 kg boyumuz 72 cm pek kilolu olmamakla beraber uzun boylu olduğumuzu söyledi doktorumuz. bu iğneden sonra yavrum çok ateşlendi 4 gün ishal 2 gün ise ateş yaptı. şimdi iyi çok şükür. yeni şeyler öğrendi. yarından itibaen kahvaltıda labne, pekmez, yumurta vermeye başlıycam. buarada karpuzu çok seviyor. en sevdiği meyve karpuz. dişleri çok fena kaşınıyor. oturmak için çok büyük bir çaba sarfediyoruz henüz tambeceremedik. ama 1 haftaya kadar oturur diye düşünüyorum. ben çalışmaya devam ediyorum.yine bütün gün yavrumdan ayrıyım. onu çok özlüyorum. KPSS sınavlarına yazıldım. Umarım kazanırımş kızımla daha çok birlişkte olabilme umudu ile katılmak istiyorum. buarada kızımın gözleri çok kaşınıyor en kısa zamanda doktora gidicez. çok birbirinden kopuk bir yazı oldu ama uzun dğre yazmayınca böyle her aklına geleni yazıyorsun işte.

Duru neler mi yapıyor:

*çak yapıyor, *merhaba yapıyor, *cici yapıyor. *babamızı çok seviyor.

Duru neler mi yiyor:

sabah aptamil devam sütü, cici bebe ile yoğurt, tekraorsütsonra sebze çorbası veya sebze püresi, tekrar süt, sonra meyve püresi veya meyveli yoğurt tekrar süt şeklinde günü tamamlıyoruz.



DURUDAN RESİMLER