Sayfalar

31 Aralık 2010 Cuma

2010 MU? YİNE DE ŞÜKÜR!!!!!!


2010'a bir çok hayalle kızım kucağımda girdim. Kuzucum 13 günlüktü. Anne olarak başladığım yıl hiçte güzel değildi. Haksızlık yapmıyorum sana 2010, aksine az bile söylüyorum. İşte 2010 özeti:

- 28 Şubatta yeni yaşıma girdim. Daha yeni yaşımın ilk günü 01 Marta kızımı bırakıp işe başladım. İtiraf ediyorum en çok gözyaşını o zaman akıttım. Sabahları evden çıkmaktan süt sağmaya kadar herşey eziyetti.

- Her şey rayına oturdu derken 06.09 Eşim kaza yaptı. 1 ay yattı sonra tekerlekli sandalye sonra bastonlar şeklinde devam etti. Kızımın ilk bayramı zehir gibi geçti.

- KPSS ye girdim. Sonuç istediğim gibi değil.

-Kayıplarımız oldu. Asla yeri dolmayacak kayıplar.

Son günler ise özür mahiyetindeymişcesine. Güzelliklerini gösterdi:

- Eşim bastonları bile bıraktı. Artık rahatlıkla yürüyor.

- Eşimin çalışmış olduğu firma çok çook kurumsal bir firma ve terfi etti. Ocakta başlayacak tekrar.

- KIZIM ANNE DEDİ. Benim için en özel ve güzeli.

- Kızım yaşına girdi. Bir çok heyecan ve tecrübe yaşattı. Her yeni hareketinde kahkahalara boğdu bizi. (Kızımın varlığına binlerce kez şükürler olsun)

- Sabrı öğrendik bu yıl. Özveri ile karşılık beklemeden sevmeyi.

- Ne kadar uykusuzluğa dayanabileceğimi, Çok sinirliyken bile bir gülücükle yumuşayabildiğimi öğrendim. Belkide buyıl tanımışımdır kendimi!

- 6 Yıldır moskovada yaşayan kardeşim geldi. Yıllar sonra bir aradayız. Hepimiz mutluluk sarhoşuyuz.

Bazen diyorum ki Duru plansız bir bebek oldu, acaba yaşayacağım bu sıkıntılara dayanma gücü olarak mı erken verdi Rabbim bize. Desteksiz yürümeyecek dedikleri eşim bile kısa bir sürede ayağa kalktı ise, bunun tek kahramanı DURU ECRİN. Minik Kahramanımız. Hayatımızın tüm güzelliği.

2011 İÇİİİN:

Sağlık, sağlık ve sağlık istiyorum.

Ailemle birlikte huzurlu bir yıl olsun istiyorum.

Birkaç tane maddiyata dayalı hayalim var bunlar olsun istiyorum.

Kilolarımdan kurtulmak istiyorum. Yaklaşık 10 kilocukcuk.
Veee hepimize bol şans ve mutluluk diliyorum. Hepimizin tüm hayallerinin gerçekleşmesi dileğiyle.........

29 Aralık 2010 Çarşamba

İSTANBUL YOLCUSU KALMASIN:)

Düzeltiyorum ve Uğurumdan cnm kardeşimden özür diliyorum. Bu akşam hayırlısıyla yıllar sonra 4 kardeş biarada olucaz. Annemin, babamın ve kızkardeşimin haberi yok. Yurtdışındn gelecek kardeşim bana haber verdi bende hepimiz buluşalım diye ankarada okuyan kardeşimide buraya gelmesinide organize ettik. Annem ankaradaki kardeşim bi proje için 4 arkadaşıyla istanbula ve annemlere geleceğini biliyor. Annem de misafirlerim var deyip heyecanla hazırlık yapıyor. Akşama annemin misafirleri Duru, uzaklardan gelen 2 kardeşim, eşim ve ben. Canım annem çok mutlu olucak.
Önemli not: Bu postu daha önceki postta gelişinden bahsetmediğim kardeşim Uğur'a özür olarak yazdım. Onu çok seviyorum.

28 Aralık 2010 Salı

Eee Gülelim biraz da.....


Kaza mahalinde elinde cep telefonuyla koşturup "112′nin numarasi neydiiiii?" diye bagıran sarışına,
Banyonun lambası yanmayınca elektrikler kesik zannedip yarım saat gelmesini bekleyen. Beklerken de canı sıkılmasın diye televizyon seyreden kişiye,
Ailecek televizyon izlerken üst komşu küçük oğlunu göndermiş. Çocuk, anneme ”X teyze, annem dedi ki, bari haberleri açsınlar da, biz de dinleyelim”. Biz de kırmadık, açtık. Ailecek çok iyi niyetli olduğumuzdan, televizyonları bozuk sandık. Yüksek sesten dolayı bize laf soktuklarını anlamamız çocuğun ikinci gelişinden sonra oldu. Bu olayı yaşayan aileye,
Lisedeki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenimiz AIDS’in açılımını yapıyor: (A)llaha (İ)syan eden (D)eyyusların (S)onu… diyen hocaya,birer alkış istiyorum:))
Ayrıca aşağıdakiler de birer tebrik hakediyor:
Acı Kaybımız:
3 ay önce ailemize katılan, "Necmi" ismini verdigimiz kaplumbağamız dün vefat etmiş. Aile arasında sade bir törenle evin arka bahçesine gömdük. Hayvancağız durduk yerde can verdiği için gidip, Necmi’yi aldığımız dükkanın sahibine sebebinin ne olabileceğini sorduğumuzda ”Abi onlar kış uykusuna yatar” cevabını almış bulunmaktayız. Hepimizin başı sağolsun. Bu vicdan azabıyla ben de çok yaşamam herhalde.
Annemin Maceraları: Shrek’in fragmanlarını gösteren bir televizyon kanalında, el eletutuşmuş Shrek ve Fiona’yi gören annem, ‘Bunlar Süleyman ve Nazmiye Demirel çifti mi?’ diye sordu! Seçememiş gözleri o mesafeden.
Alfabe: Ben de bu yıl okula başlayan torunum için kuvvetli bir moral alkışı istiyorum. Daha ikinci gün: ‘örrrtmenim, taa evden buraya tel çizmeye mi geldik, hep yumarlak mı yapcaz, harf felan öretmicen mi?’ deme cesaretini gösterdiği için,
Annem: "Bu taraf bitti" diye CD’yi arkasına çeviren ve sonra da "CD çalar çalışmıyor!" diye feryat eden anneme alkış az geliyor!
Modem: Yemek masamın üstünde duran modeme uzun uzun bakan anneanem "Bu ne?" diye sordu. Ben de kolay anlasın diye "Hani benim bilgisayarım var ya, onunla internete giriyorum. İşte internete girmek için o kutu zorunlu" diye uzun uzun açıkladım. Anneannem dinledi beni ve "Yani modem bu" dedi ve konu kapandi…
Yaz Okulu: Bir alkış da annesine yaz okulunu kazandığı müjdesini veren üniversite ögrencisine gelsin. Bu yaratıcılıga şapka çıkarılır.
Beyin Göçü: Tikky olduğu her halinden belli olan kızımız Beşiktaş-Taksim midibüsünde yanındakı arkadaşına dert yanmaktadır. ”Şekerim dördüncü kez girdim ÖSS’ye, ama yine kazanamadım, gidicem sonunda Amerika’ya o olucak. Böyle böyle beyin göçü oluyor işteeaa!” Sen git, masrafları ben karşılıyorum.
Alman Yazar: Bir alkış da lisede edebiyat dersinde okuduğu şiir bitince sınıfa dönüp "Bu şiiri ünlü Alman yazar Goethe yazmıştır" diyen hocaya, "Niye, kağıt bulamamış mı?" cevabını veren arkadaşa gonderelim
Düz Mantık: Eğer bir sokakta yürüyorsanız ve camında ”Bu ev kiralıktır” yazılı bir evin yanından geçip birkaç adım sonra önüne geldiğiniz bir başka evin camında ”Bu da” yazısını görürseniz, bilin ki Trabzon’dasınız.
İngilizce Yazılısı: Bir alkış da İngilizce sınavında "Nice …….." şeklindeki boşluğu "Nice mutlu yıllara!" biçiminde dolduran, dahi mi yoksa aptal mı olduğunu henüz anlayamadığımız öğrencime istiyorum.
Hugo’lar Beşledi: Bir alkış da lisede edebiyat kitabından bir metni tüm sınıfa sesli olarak okurken V. Hugo’ya "Beşinci Hugo" diyen arkadaşımıza gelsin.
Ne Zaman? Kardeşim karne almıştı; fakat birçok zayıf notu vardı. Annem, babamla beni kenara çekip uyarıları sıralıyordu: "Sakın çocuğun moralini bozmayın, sakın kötü bir şey söylemeyin" uyarılar özellikle babama yönelikti: "Hele de sen, sakın çocuğun gururunu kırma". Babam daha fazla dayanamadı ve sordu: "Karne için ne zaman özür dileyeceğiz?"
Havale: Bankada gişenin önünde işlemimin yapılmasını bekliyorum. Yanımdaki gişede işlem yaptıran yaşlı teyzeye, işlemini yapan kadın soruyor: "Parayı kim alacak teyze? Alıcısına ne yazalım?" Teyzem cevap veriyor: "Bu paranın hayrını görme inşallah yazalim" evladım.
Lamba: Dün gece evime giderken yolun tenhalığından olsa gerek kırmızı ışıkta geçtim. Ardından yurdum polisine alkışı hak ettiricek anons: "Bacım o geçtiğin gece lambası değildi; çek sağa".
Hacim nedir? Öğretmen bir arkadaşımdan naklen: 5. Sınıfların Fen Bilgisi sınavının 2. sorusu: "Hacim nedir? Bir örnek vererek açıklayınız". Öğrencimizden gelen cevap: "Hacdan gelenlere hacim denir. Örnek: Nasılsın hacim?".

1 YAŞ BUNALIMI MI DERSİNİZ?

Şu sıralar çok ama çok agresifiz. Her şey bizim olmalı. Onun olmadığında başına hızlıca vuruyor. Bizde bu duruma çok üzülüyoruz. Nerede yanlış yapıyorum diyorum. Engel olmalı mı yoksa görmemezlikten gelip o başına vurunca izlemeli mi? Ama yok ben yapamam kuzum kendine vurunca ben görmemezlikten gelmeyi başaramam. Bende bu durumu araştırdım sonuç mantıklı geldi. Buyrun sonuç:
Bebeklerde Öfke Nöbetleri
Her ne kadar başını vurma çocuğun rahatlamasını sağlayan bir alışkanlıksa da bazen öfkeli olduğu anlamına da gelebilir. Bir öfke nöbetinde iki yaşındaki bir çocuk yere yatırıp tepinebilir ve çığlık atarak başını yere ya da duvara vurabilir.Bu durum çocuğun kendisine zarar verme olasılığı yüzünden anne-babayı telaşa düşürür. Öfke nöbeti genellikle çocuğun kendisini ifade edememesinin isteklerini dile getirememesinin ya da isteğini elde edememesinin yarattığı düş kırıklığına tepkisidir.Çocuk kendisine zarar vermediği sürece en iyisi olayı görmezlikten gelmektir. Yaralanma olasılığı varsa nöbet geçene kadar çocuk yatağına ya da güvenli bir yere konulabilir.Bu tür öfke nöbetleri sıklıkla oluyorsaanne-baba kendilerine çocuktan çok şey bekleyip beklemediklerini sormalıdırlar. Çocuklarını katı kurallar içinde sıkmaya ve ona sert davranmamaya çalışılmalıdırlar. Ayrıca çocuklarının ruhsal gelişimi konusunda kaygılanıyorsa bir çocuk psikiyatrisi uzmanına danışmaktan çekinmemelidirler.Başını vurma davranışı mazoşist bir davranış değildir çocuğun bir birey olarak yaşama uyum sağlamasıyla ilgili bir sorundur. Bu nedenle de anne babanın çocuğa karşı yumuşak anlayışlı ve hoşgörülü bir tutum takınmaları çok önemlidir.Bazı araştırmalarda her 100 normal bebekten 15′inde bu davranışın görüldüğü saptanmıştır. Ancak başını vurma ve sallama gibi ritmik hareketler annenin beden temasından yoksun olan yetiştirme kurumlarında büyüyen ya da çok sıkı kundaklanmış çocuklarda daha sık görülmektedir.
Bide bu yazının başında bebeklerde görülen bu davranış 3-4 yaşına kadar kendiliğinden kaybolur. Eğer 5-6 yaşına kadar devam ediyorsa davranış bozukluğunun işareti olabilir bir çocuk danışmanından yardım alın diyordu. Yazı uzun olduğundan sadece sonuç bölümünü yayınladım.

27 Aralık 2010 Pazartesi

BASTONLAR FORAAAA......

Evet babacığımız bastonlardan da kurtuldu. Artık çok iyiz Allaha şükürler olsun. Bastonlar fora Jimnastiğe devam. Eeee artık bitsin dimi o karabasan gibi günler.

İSTANBUL BİR İKİİİ....

Sonunda beklenen gün. Kardeşim dönüyor 6 yıldır Moskovada yaşayan kardeşim İstanbula geliyor. Bedelli askerliğini yaptıktan sonra serbestiz artık. Çok mutluyuz çook. Çarşamba günü büyük gün benim için. Meleğimi ilk defa görecek. Hadi hemen çarşamba olsun.

20 Aralık 2010 Pazartesi

DOĞUM GÜNÜ PARTİMİZDEN


Cumartesi günü kutladık doğum günümüzü tekrar. Aslında 5 aralıkta dayımız Ankaraya dönmek zorunda olduğundan erken kutlamıştık cumarteside tekrar kutladık. 1 Muharremde doğduğundan meleğim Cumartesi günü Kuran okuttuk. Sohbet dinledik, hayırlı bir evlat olsun yavrum diye çok güzel dualar aldık. Rabbim cümlemizin evladını hayırlı evlat eylesin.
Resimlerimiz 5 aralıktan. Cumartesi Resim çekemedim tamamen tembellikten. Sabah saat 04:30 da uyandım ve hazırlıkları anca tamamladım. Çalışınca böyle oluyormuş demekki. Çok güzeldi zahmetime sonuna kadar değdi. Yapılan yemeklerin yanına Günün anlam ve öneminş taşıyan aşure dağıtıldı. Güzel kızım bayabi eğlendi abla ve abileriyle. Rabbim meleğimin gülen yüzünü hiç soldurmasın. İyiki Doğdun güzel kızım. İyiki varsın iyiki benimsin. Annen ve baban sana aşık bunu unutma. Seni çok ama çok seviyoruz...

14 Aralık 2010 Salı

GEÇEN SENE BU GÜNDÜ!!!!!!



20 nisan sabahı içim içimi yiyordu acaba hamilemiyim diye. Ellerim titreyerek yaptım testi ve sonuç POZİTİF. Tekrar hamile kalmıştım hiç düşünmeden plansız ve beklemediğimiz bianda ama korkum anlatılacak gibi değildi. Ya buda ilk deneyimim gibi olursa.... Doktorum söylememişmiydi tedavi görmeden hamile kalma diye. Çok sürmedi mutluluğumuz 1 mayıs sabah erkenden hastaneye gittim kusmalarım bitmiyordu. Hastaneye yatırıldım hamileliğim boyunca 12 defa hastaneye yatırılışımın ilkini gerçekleştirmiş oldum. 10 gün kaldım kalp atışların 7.haftanın sonunda aldırmama 2 gün kalmışken oluştu ve almaktan vazgeçti doktorumuz. Buda bi ışık değilmiydi yaşamayı istemene, benim bizim kızımız olmana dair. Hastaneden çıktığım gün tekrar başka hastaneye yattırıldım. mayıs ve haziran komple hastanede yatırılarak geçti. 5,5 aylıkken kusmalarım bitti ve herşey normale döndü. 6,5 aylıkken balıktan zeyirlenip 2 günde buyüzden hastanede yatmam hariç.
Ama okadar yormuştuki 4.5 ay bian önce kucağıma almak istiyordum seni. 65 kg başlamış olduğum hamileliğime sen 3,5 aylıkken 55 olmuştum. Yemek yiyemediğimden 10 kg verdim. Hergün 3 tane 1000cc lik serum ve vitamin iğneleriyle seni ve beni besliyorlardı. Yani pek organik sayılmazsın güzel kızım. 1000 kadından dördünde gözükürmüş bu benim kusmalı durumum.İlk doğumum olmasına rağmen doğumdan korkmuyordum. Bitsin artık diyordum.
Tabiii bide iş var malesef onada devam ediyordum. Bukadar adrenalin az bana deyip 7 aylıkken ehliyet kursuna gittim. 8.ay yazılı sınav ve 9.ayımda direksiyon sınavına gidik ve başardık güzel kızım.
Başardım... Doğmana 2 hafta kalana kadar çalıştım 12 Aralık cumartesi işe gittim ve artık bana müsade diyerek doğum iznime ayrıldım. İzne ayrıldığım hafta:
Pazartesi ehliyet alma işlemlerini hallettik ve yaklaşık bir saat yürüdüm.
Salı günü Anneannenle bizim evin arası 3 KM ve o yolu yürüyerek eve döndüm ve misafir ağırladım.
Çarşamba günü dr kontrolumüz vardı ve NST ye girdim. Sonuçlara bakan doktorum Ağrın çok mu diye sordu ve bir aydır bende bel ağrısı şiddetli var o günde öyleydi. Herzamanki ağrılar fazla ağrım yok dedim. Doktorum sancımın olduğunu suyumun ve kanamamın olursa acilen hastaneye dönmemi sancımın çok gözüktüğünü söyledi. Ben umursamadım. Belkide umursamak istemedim nasıl umursayabilirim ki İzne yeni çıkmışım senin birsürü eksiğin var. Temizlik falan hiçbirşey ortada yok. Doğumuna 12 gün var daha. Dedenle alışverişe gittik. Sabah 10 da çıktığımız evden akşam sekizde döndük. Yemek yedik ve bende ağrı müthiş, kalorifere dayandım ve sıcak bişeyler içtim. Yok geçmiyor biraz uyudum ve gece ağrıyla uyandım. Baban bak gidelim doktora diyor. Bende ki ne cesareti bilmiyorum yok doğum değildir diyorum. (nerden biliyorsun daha önce doğum mu ki) Gece meyvemi yedikten sonra yattım yine.
Perşembe sabahı 7 de uyandım ve babanda işe gitmek üzere uyandı. Aramızdaki diyalog aynen şöyle;
-Aşkım bu gün kulağın hep telefonunda olsun pek iyi değilim,
-Tamam.
-(aradan 1 dk bile geçmedi) Bana kahvaltıyı hazırlayıp gidermisin ağrım çok,
-Tamam.
-(Biz daha yataktayken benden bişeyler geldiğini hissettim) Tekin ben doğuruyorum galiba...
-Neeeeeeee
-Eveeet suyum olsa gerek bu.
Evet öyleydi sen gelmeye karar vermiştin. Duşa girdim su rahatlatıyormuş diye, kaslarım gevşeyip rahat doğurumuşum. Duştan çıkmak bile istemiyordum. 1 saat sıcak suyun altında kaldım. Eşimde sancı aralığını tutuyordu. 5 dk birdi. Anne anneyi ve yengemi de alarak çıktık yola. Doktorum seni zorlamıycam bide doğumda hırpalanma sezaryene alalım demişti. Ama annem hayır normal doğum yapmalısın diyordu. Aslında bende yapacağıma inanıyordum. Bu yüzden kendi doktorumda değil başka yerde doğum yaptım. Yol boyunca gül koklayıp mum söndürdüm (katıldığım doğum eğitimlerinde nefes alış şeklini böyle anlatmışlardı). Annem üzülmesin diye yüzüm hep gülüyordu. Annem bu nasıl doğum yapacak, doğum yapan kadın böyle mi olur bence boşuna gidiyoruz diyordu.
Hastaneye vardığımızda saat 09:50 idi. Eşime siz burda kalın dedi hemşire. Beni odaya aldılar o an okadar yalnız hissettim ki kendimi gözlerim doldu o an duygu patlaması yaşadım resmen. Beni hemen muayene ettiler 4 cm açılma olmuştu. Hemen doğumhaneye dediler. Asansörden ağlayarak çıktım. Hemşire niye ağlıyorsun korkma diyor ama nafile. Ben sessiz sessiz ağlıyorum. Zaten duygularımı sessiz sessiz ağlayarak gösteririm. Serum taktılar zaten sancıdan ölüyorum bide serum beni mahfetti.
Doktorum NST ye aldı. Yok uzanamıyorum kasıklarım öldürüyo beni. Allah aşkına uzan diyo doktor ben uzanamıyorum kasıklarım çok ağrıyo deyip ağlıyorum. Tamam 5 dk söz bidaha bağlamıycam dedi. Ben uzandım ama biyandanda gözüm saatte 5 dakika dolar dolmaz tamam acın şu bantları dedim. Doktorum garibim sinir olmuştur herhalde. Tamam artık sen burda bekle ben kontrole gelicem dedi. Sancılar arasında gözlerim kapanıyordu. Allahım birazcık uyuyum diye dua ediyordum. Saat 11:30 ben çok sıkıştığımı farkettim. Dayanamadım Doktorun yanına gittim benim lavaboya gitmem lazım dedim. Doktor dur bi bakayım belki doğumundur dedi. Kontrol etti ve açılma 10 cm nihayet doğum başlamıştı 17.12.2009 da saat 12:12 de 3,250kg 50cm boyunda gözlerini açtın dünyaya. Allahım gönderdi hediyemi. 9 ay zorlu geçen bir sürecin hediyesi. Sen benim ve babanın mükafatısın. İyiki varsın, iyiki benim kızımsın. Şimdi hayatımın en önemli yerinde olduğunu sakın unutma. Seni çok ama cok seviyorum, seviyoruz.
Allahım ölmeden önce hayatım bir film şeridi gibi gözümün önüne gelirse her halde gözümün önünden ayrılmayacak olan sahne Meleğim dünyaya gelişindir. Hemen kucağıma verdiler simsiyah ensesine dökülen saçları çekik çekik mini minnacık gözleri tombidik yanaklı dünya güzeli bi kız. Allahım bana güç ver ne kadar muhtaç ve korumasız. Ona sahip çıkayım bana kuvvet ver diye dua ediyordum.
Şükürler olsun başarmıştım. Zorlu geçen 9 ayın sonucunda kızımı yavrumu kucağıma almıştım.
Bu kadar sıkıntının içinde bazen ağlıyordum ben hiç anne olamayacağım diye ama anneannen ve baban en büyük destekçimdi. Tabi sende çok güçlü bir bebektin. Pes etmediğin için benide annelik mertebesine yükselttiğin için sana çok teşekkür ederim.
VARLIĞINLA ZATEN MUTLUYUZ BAŞARILARINLADA GURURLU OLMAK İSTİYORUZ.
RAMBİM BU HEYECANI HİÇ EKSİTMESİN. SANA DAİMA SAĞLIKLI, MUTLU, HUZURLU YILLAR DİLİYORUM GÜZEL KIZIM. RABBİM SENİ İYİ BİR İNSAN OLARAK YETİŞTİRMEYİ NASİP ETSİN. SENİ ÇOK SEVİYORUM DURU ECRİNİM.

13 Aralık 2010 Pazartesi

ANNESİNİDE KORURMUYMUŞ!!!!!!!!


Güzel kızımı çaydan korkuttuk. Şimdi ben çay içtiyimde veya doldurduğumda ABA ÜF ÜF ÜF diyor. Minik Meleğim ne zaman büyüdünde anneyi düşünür oldun.

11 Aralık 2010 Cumartesi

ÇİFTLİK HALISI


Kızımın en sevdiği oyuncağı. Çok eğitici hemde çok eğlenceli. Kuzenlerimin Duru için seçtiği bu oyuncağı Duru çok seviyor. 0-18 ay aralığı bebişlerimiz için. Kızım hem hayvanları tanıyor hemde müzik çaldığında başlıyor oynamaya. Şimdilik göbek atmak için kullandığı oyuncağı Duru'nun elinde bütünlüğünü korursa eminim bununla hayvanlarıda öğrenecek yavrum.Hem plastik olmayışıda ayrı bir artı. Baksanıza nasılda mutlu benim kuzum.....

10 Aralık 2010 Cuma

YANLIŞ MI YAPTIM ACABA???


Geçenlerde çok büyük bir alışveriş merkezi açılmış bizde gezmeye gittik ve girdiğimiz oyuncakçıda Duru'nun eline kaçtane kitap verdiysem bakmadı bile elindeki kitaptan hariç. Kitabın adı Radyatör Kasabası. Kızım tüm hayvan sesi ve müzik sesli kitaplara bakmadı bile ama araba sesi acayip ilgisini çekti. Yanındaki ayıcığı umursamadı bile. Ayrıca her arabaya bindiğimizde arabanın hertarafını parmakları ile yoklamadan bırakmıyor. Şimdi düşünüyorumda hamileliğimin 8.ayında ehliyete gitmemle ve 9.ayımda da direksiyon sınavına girmekle yanlış mı yaptım acaba!!!!!!

9 Aralık 2010 Perşembe

MEDİA MARKETİN DOĞUM GÜNÜNÜ DUYDUNUZ MU?


Eveeet Media market şubelerinin doğumgününden dolayı büyük indirimler yapıyor. Bende bu indirimlerden yararlanan biri olarak sitesini incelemenizi tavsiye ederim.

Ben sinbo katı meyve sıkacağı 49TL , Duru'nun oyuncaklarına yetiştiremediğim piller için sony şarjlı pil 10TL ve flaş bellek 8 TL aldım. Bana çok uygun geldi ve aldım. Sizinde eksikleriniz varsa bence bibakın :)

6 Aralık 2010 Pazartesi

Anne dedi kuzum....

Melek kızım c.tesi günü anne dedi. Hemde doğum gününü kutlayacağımız gün. Altını değiştirirken kaçmak istedi bende tutunca Anne biti dedi. Çok mutlu oldum. Anne kelimesi nekadar güzel bir kelimeymiş. Bugüne kadar duyduğum en güzel sesten bunu duymak....
Özel kızım benim. Babalar günündede babasına ilk kez baba demişti. Oysa baba kelimesini söyleyebiliyordu ama babasının yanında ısrarla söylemiyordu. Her baba dediğinde kıskanıyordum ama artık bende duyuyorum yaşasın. O akşam birkez daa söyledi okadar devamı gelir artık.

Buarada dayımız Ankarada eğitim gördüğünden dönmek zorundaydı 2 hafta önce kutladık doğum gününü ama 17.12 de tekrar kutlayacağız. Resimler ise eve gittiğimde yüklerim. Şimdilik anneannedeyiz.