Sayfalar

31 Aralık 2015 Perşembe

MUTLU YILLAR.......

Biz senenin son eğitim gününde sınıf arkadaşlarımızı mutlu etmek istedik ve aşağıdaki yakışıklı adamlarımızı icra ettik kızçemle:)






 Öğretmenimizde ne kadar mutlu olduklarını bizde görelim diye resim çekip göndermiş;



Bu görüntü yetmezmi çok mutlu olmak için.

2016 da büyük mutluluklara sebep olabileceğiniz, küçük şeylerle bile mutlu olabileceğiniz, büyük dostluklar kazanacağınız ve hayal ettiğiniz herşeye kavuşacağınız bir yıl olsun.
Mutlu yıllar....

25 Aralık 2015 Cuma

OKUL HARÇLIĞI

Resim netten alıntıdır.
Bildiğiniz üzere benim küçük kuzum artık okullu oldu, kendine göre sosyal bir çevresi var. Bu sosyal çevrede her annenin olduğu gibi benimde bazı tedirginliklerim oluyor. Attığım adımlara daha dikkat eder ve bazen sorgular oldum haliyle.

Gelelim başlığa, Duru'nun bu güne kadar eline hiç para verip hadi git marketten istediğini al demedim. Para verip ya ekmek al ya da meyve suyu al dediğim oldu o kadar.  3 aylıkken ona hesap açıldı ve bu hesabın bir kumbarası var, birileri para verdiğinde paramız hep kumbaramıza atıldı. Ivır zıvır tüketimi ise az yapılır bizde ama buna rağmen mutfakta oldukça derin bir çekmece ayrılmıştır ve aylık alışveriş yapıldığında o çekmecede gözümüze ne çarparsa koyulur (cips ve çok tuzlu yiyecekler hariç, böbrek sorunumuzdan ötürü).  Duru bugüne kadar canım şunu çekiyor alsanıza demedi hiç ve dolayısıyla günlük market ziyaretlerimizde de canının istediği bir şey varsa al dediğimizde o hep hayır istemiyorum diyor. İsraf ve tasarrufu çok iyi bilir ve bu yöntemden şükürler olsun israfkar bir çocuk çıkmadı, gerçi öğle olsa başka bir yol izlerdim. Bitiremeyeceği şeye başlamaz başladığı şey bitmek zorundadır. Bitiremiyorsa bize zorla yedirdiğide doğrudur :))

Okul açıldığından beri Duru tenefüslerde neler yapıyorsun diye sorduğumda arkadaşlarımla kantine gittik diyor, birşeyler aldık ve beraber yedik gibi cevaplar veriyor bana. Paran yok nasıl gittin dediğimde arkadaşlarımın var onlar alınca banada veriyorlar gibi cevaplar alıyordum. Aslında bu durum benim hoşuma gidiyor mu kesinlikle hayır. Biliyorum arada eline para verip bu konudaki sorumluluk duygusunu geliştirmesini sağlamam gerekiyor ve paranın kontrolünü sağlamak gibi basit sorumluluklar yükleyebilirim ama bunu birinci sınıf çocuğuna yapmak çok da tasvip etmiyorum açıkçası. Ben bunu belki 3. ve 4. sınıfta nadiren günlük harçlıklar şeklinde başlayıp 5. sınıf gibi haftalık olarak verip bir düzene koyarım diyordum ama velilerimizin bu duruma erken başlamış olmalarına birazcık kızdım diyebilirim. Sonuçta servisle gelip okulun içinde inen bir çocuk ne alabilir ki sadece kantinde satılan şeyleri diye düşünebilirsiniz ama bana göre bu yaştaki çocuğun gözümün görmediği bir şeyleri alması çok ta onayladığım bir şey değil.  Bu durumu geciktirmem ve tüm ihtiyaçlarını evden karşılamam veya doğru rakamı tutturamadığımda arkadaş ortamında yapacağı etkinliklerden uzak kalmasına yada fazla vermem arkadaş ilişkilerinde daha çok paranın ön plana çıkması da beni korkutuyor.
Aslında biz küçükken belki anne babalarımızın hiç aklına bile gelmeyen bu soru, bana göre ciddi bir sorun. Çünkü hiç bir şey masum değil. Sizler bu konuda neler yapıyorsunuz veya yaptınız merak ediyorum açıkcası. Fikirleriniz önemle değerlendirilecektir.
 Herkese Hayırlı cumalar ve
musmutlu hafta sonları :))

21 Aralık 2015 Pazartesi

DÜNDEN KALANLAR...

Dünden geriye bitmiş bir anne, mutlu bir kuzu ve bol resim. Kuzu mutlu ise hedefe ulaşılmıştır e daha ne olsun









18 Aralık 2015 Cuma

PARTİMİZE BEKLERİZ

Pazar günü saat 18:00 de bizim evde parti var anacım herkesi bekleriz. Yalnız kız partisi olacak, oğlu olanlar sadece kendileri gelsinler. Kızı olanlar kızçeleri ile :) Böylede kutuplaştırırız işte :))
Bu yıl Duru arı olacak :))
Gelelim hazırlıklara...
Doğru düzgün hazır olan hiç birşey yok.  Bu akşam eve misafir aldım ve yarın tüm gün işteyim, sağ kolum, herşeye yetişen annecimde bu hafta yardım edemeyecek, en azından börek yapma işi onun olurdu, o da yok. Neyime güvendim inanın bende bilmiyorum :))
Bari süsleri alaydım, onlar bile hazır değil. Neyse efendim gün doğmadan neler doğar. Belki bir hayır sever yetişir. Mucizelere inanmak lazım :))
Bu gün hafta sonu başlayacak tüm herkese mutlu hafta sonları :))

Not: Resim tasarımı tasarım öğretmeni olan yengemizden. Buradan kendilerine sesleniyorum, ilgi ile takip ettiğiniz şu blog cazımada hani bir el atsanız, sadece uzaktan takip etmeseniz diyorum ;)

17 Aralık 2015 Perşembe

İYİKİ DOĞDUN...

6 yıl önce bugün duydum ilk cennet kokusunu. Adını DURU koyarken bilmiyordu(k)m adın gibi olacağını. Aşkın farklı bir boyutunu öğrettin bana, ilk 2 ay sabrı, sonrasında şevkati öğrettin sen bize. O kadar naifsin ki eziliyoruz bazen bu yönünden ötürü. Hiç çocuk olmadın sanki, hiç şımarmadın, hiç zarar vermedin etrafındaki hiç birşeye. Parkta dayak yerken bile ''bir dakika konuşabiliriz'' diyerek kendini savunacak kadar merhametlisin, kıyamıyorsun. Bazen bu yönünden dolayı çok üzülsem, sen üzülme anne biz konuşarak çözebiliriz diyecek kadar olgunsun. Öğretmenin bile bir süre sonra ne kadar sevgi dolu bir çocuk diye seni anlattı bana.  Evet biz bu kötü dünya dahada kötü olmasın diye sadece sevgi verdik sana. Bazıları daha ne kadar cam fanusta büyüteceksin diye bana tepki göstersede, sen girdiğin her ortamda hayranlık yaratarak aslında ne kadar doğru bir şey yaptığımızı gösteriyorsun bize.
Dilerim hayat için sarf ettiğin tüm emeklerinin karşılığını alır, karşına senin gibi insanlar çıkar ve hep mutlu yaşarsın. Ne olursan ol, ama mutlu ol.
Benim küçük meleğim kaç yaşında olursan ol hep benim en zayıf noktam, hayattaki en büyük bencilliğim, sonsuz aşkım ve ilk günkü gibi cennet kokulum olacaksın...
İyi ki doğun güzel kızım. SENİ ÇOK SEVİYORUM.
annen...

15 Aralık 2015 Salı

Buaralar

Eşim 3 aydır üst üste trafik kazası yaptı, şükür cana değil malaydı gelen. Ciddi bir alerji geçirdim ve hala kaşıntılarım ve şeker oynamam sürüyor. Tam kızımın doğum günü kutlama moduna girdik ki Duru yine pfapa atağı atlatıyor ve 2 gün rapor aldı, bu gelişmelerden sonra soruyorum kendime acaba biryerlerde eksik birşey mi yapıyoru(m)z ya da daha çok el açmamızı mı bekliyor herşeyin sahibi.

Biz bu hafta çok yoğunuz, kızçem 6 yaşına giriyor geri sayım başladı yaş günümüze.
Herkese musmutlu haftalar diliyorum.

9 Aralık 2015 Çarşamba

Günaydııın....

Hala olmak mı güzel olan, yoksa Irmak'ın halası olmak mı bilemedim....
Nazar boncuğum benim.......
Günaydın hepinize.......

4 Aralık 2015 Cuma

Burdayım

İşte geldim, buradayım :))
Bu sefer tembellikten değil mazeretlerim geçerlilik kabul edecektir zannediyorum:))
1 haftayı aşkın süredir şeker ve alerji yükselmesi ile tüm dengem alt üst oldu. Bir gece aniden tüm vücudumda sivilceden daha irice topaklar oluştu ve heryerim kızardı, kaşıntıdan uyuyamıyordum bile acile gidildi testler yapıldı. İğne yapıldı ve geçici bir rahatlama oldu ama tabi bitmedi ondan sonra hastane üç defa daha ziyaret edildi. En son serum + iğne tedavisi ile şimdi vücudum rahatladı ama şekerim sürekli oynuyor. Aniden uyku basabiliyor ve çok bitkin hissedebiliyorum kendimi şuan olduğu gibi.
Bu durumda iken işe devam ediyorum. İçimdeki muhasebeci canavarı biri durdurmalı sanırsamki. Bir tarafım rapor al git eve uyu diyor, diğer tarafım ise kızım hangi muhasebeci aralık ayında uyuma lüksüne sahip olmuş, otur bankalarını tuttur, mutabakatını yap, seneyi kapatacaksın alt yapını oluştur diyor.
Kızçem ise okul-kurs-ev arasında mekik dokuyor.
Okumayı söktük 2 hafta kadar oldu. Artık kandırmak daha zor olacak biliyorum, aslında o kadar da güzel bir şey değil benim açımdan :))  Önceden birşeyi almaması gerekiyorsa bak burada çocuklar kullanamaz yazıyor diye atardım. Bundan sonra daha profesyonelce yalanlar bulmalıyım.:)) Cin Ali'yi okumaya başladı bile. Kursuda iyi gidiyor şükürler olsun. Tabi bana bir şey anlatmıyor ağzından cımbız ile laf alıyorum. Bazende parçaları birleştirerek öğreniyorum durumları. Ayy hiç annesinin kızı değil bu cadı, ben hiç tutamam içimde paylaşırım hemen mutluluğumu. Napalım bu da böyle.
Bizde durumlar şimdilik bu kadar. herkesi okuyacağım ara ara. Merak ediyorum hepinizi ve beni merak eden Handan'cığıma da çok teşekkür ediyorum.


20 Kasım 2015 Cuma

:))

- Anne iyi ki başörtülerini komidinin üstünde bırakıyorsun
- Neden kızım
- Ben seni her özlediğimde gelip kokluyorum :))



Çocuklarınızla özlem gidereceğiniz bir hafta sonunuz olsun.

17 Kasım 2015 Salı

Kitap Fuarı

Gittik, gezdik, gördük doyamadan geldik. 3 saatte kim doyar ki?
Pazar günü biz kitap listelerimizi, Duru ise tüm huysuzluğunu yanına alarak düştük kitap fuarı için yola. Allah'tan kıraçta 5 yıl kadar çalıştım ve tüyapa giden tüm kaçış yollarını biliyordum ki trafiğe girmeden gittik geldik. Doğru düzgün gezebildim mi hayır, çünkü Duru çok mızmızdı. Ama gidemiycem diye düşündüğüm bir anda gidince bu bile beni mutlu etmeye yetti.

En çok saafçıların olduğu hol beni mest etti, Cin Ali Standına bayıldım. Hatta Duru'ya okuma hediyesi olarak aldım Cin Ali serisini. (yanlış anlaşılmasın henüz okumayı sökmedik ama baya ilerlettik bu durumu). Almak isteyipte alamadığım 3 kitap kaldı, onlarda ilk fırsatta İnşallah.
Sevgi ile kalın.......

huysuz Duru 1

huysuz Duru 2

kimin hayatına girmedi ki bizim Cin Ali

Bunlarda günün sonunda aldıklarım.

10 Kasım 2015 Salı

10 KASIM


Pazar günü ödevlerimiz bittikten sonra, 10 Kasım için etkinlik yaptık ve şiir ezberledik.  Dünde öğretmenine götürmüş yaptığımız faaliyeti birde şiir ezberledim demiş. Öğretmen 2 defa okutmuş, hoşuna gitti sanırım ödevimiz olmadığı halde böyle bir etkinlik yapmış olmamız. Birini bize göndermek için okuttu galiba. Bende koydum buradaki anı depomuza...
Rahmetle anıyoruz....


6 Kasım 2015 Cuma

:))

Anne: Hadi Duru söylediğim kelimeleri bakmadan yaz,
Duru : Tavana bakarak yazmaya başlar.
Anne : Ne yapıyorsun Duru önüne baksana,
Duru : Bakmadan yaz demedin mi? Bakmadan yazıyorum işte :))

Ben bu kızı çok seviyorum, gel de yeme......

Mutlu hafta sonları, biz bu hafta ilk veli toplantımızı yapacağız :))

28 Ekim 2015 Çarşamba

AYRILIK REÇETESİ

Akşamları işten geldiğinde git Irmağı sev (yiyenim), sonra eve dön uyumadan önce benim bebeklik resimlerime bak, belki o zaman mutlu olursun ve beni daha az özlersin diyor bizim küçük cadı.
Bu gece Sakarya'ya gidiyorlar anane ile  5,5 günlük tatillerini değerlendirmek üzere. Giderken bana ayrılık reçetesi de yazmayı ihmal etmiyor.

Gerçi dayısı ile sağlam birde program yaptık, bir öğretmenden kaçıp dayı, teyze ve yengeden oluşan üç öğretmenin kucağına düşüyor yavrum. Duruşa göre nazi kampı gibi :))

İş bölümü dayı ile mental, yenge ile okul ödevleri, teyze ile okuma çalışmaları yapılacak. Hadi bakalım söyledim ben onlara Duruşu sizin öğretmenliğinizi sınamak için gönderiyorum 5,5 günde okumayı sökmüş matematikte karaköke geçmiş olun diye:)) onlarda istersen İngilizcede de ilk kuru atlatalım dediler :))

Duruşu dayı ile çalışacak olmanın stresi sarmış bile. Bakmayın siz resimlere kedi ile köpek gibidirler esasında. Bana da soruyor;
-Anne dayım küçükkende böyle gıcık mıydı diye.

Şimdiden kızıma iyi tatiller diliyor çalıştıracak olanlara Allah yardımcıları olsun diye dua ediyorum. Bende bu beş günde Duru'nun yazdığı reçetenin yanına kış temizliğimi ve en az bir kitap okumayı sıkıştırıyorum. Cümleten kolay gele.

27 Ekim 2015 Salı

DURU'DAN İNCİLER...

Yazmazsam olmaz bazen çok güldürüyor beni. Birazda siz gülün, hatta bir gün okursa eğer kendide güler haline. Buyurun incilerimiz;

-Bayramın 3. günü Duru için adağımız vardı ve hayvan pazarına gidip kurbanımızı aldık. Koyunun kafasını kestiler ve bir bacağından askıya aldılar. Askıya asıldıktan sonra koyunu gören Duru bombayı patlatır:
   Bakııın koyun bale yapıyor :))

-Kızçe ve annesi geçer ödev başına, ödev okumadır kelime ise ALA anne A'ları şapkalı gibi okur, çok bilmiş kızçe sinirlenerek;
     Ne biçim okuyorsun öğle, sen Türkiye'de okula gitmedin mi?

-İlk okul kaydın çıkmış Duru, bu yıl artık gerçek bir öğrenci olacaksın.
       Yani artık öğretmenime Hocam diyeceğim öğle mi :))

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Ha bu arada Duruşu servise yazdırdık, Şoför adı:Bayram, Hostes adı: Arife. İlk duyduğumdan beri gülüyorum şaka gibi :))

21 Ekim 2015 Çarşamba

SAĞLIKLA DAHA NİCE YILLARIMIZA.....

İyiki doğdun sevgilim, iyiki varsın. İlk ve son aşkım biz kızımla seni çoooooook seviyoruz. Hep beraber daha nice yıllara sevdiceğim.

14 Ekim 2015 Çarşamba

BUDA BANA DERS OLSUN....

Sinirli ve tahammülsüz bir yapım vardır, bir şeyleri defalarca tekrar etmek en gıcık olduğum şeylerin başında gelir. Çabuk kızarım, hemen sönerim ve iş işten geçtikten sonra pişmanlık duyarım. Böyle bir yapım olunca düşünün 1. sınıf çocuğunun yanımdaki halini neyse efendim, malum Duru Ecrin mental kursuna gidiyor ve bazen ders anlatırken ben sinirden çıldırma noktasına geliyorum, kıza sürekli kızıyorum hatta bazen bağırıyorum, hatta ağlayarak anne biraz daha yumuşak olamaz mısın diye sorduğuda oldu  derken geçen gün yine pc başında mental aritmetik problemlerini çözerken sıra bana geldi ve cevabı yanlış söyledim bunu yaparkende gayri ihtiyari ayyy özür dilerim yanlış oldu dedim.
Bu tepkimin üstüne minik kuzum bana sarıldı ve ''bu kadar üzülme kendine güven yeterli, eminim bir daha ki sefere doğru yaparsın annecim, ben sana güveniyorum'' demez mi eridim o an. Aslında o hata yaptığında benim vermem gereken tepki idi, 6 yaşında bile olmayan çocuğun tepkisi değil. Kendime çok kızdım, ders başında bu kadar korkunç olmana gerek yok diye söylendim kendi kendime. Benim anne olarak yapmam gereken onun yapabileceklerini farkına varmasını sağlamaktı. O daha küçücük bir çocuk ötesine geçip ne kendime ne çocuğuma hayatı zehir etmenin, derslere ve belkide okula karşı fobi oluşturmanın bir anlamı yok. İnsan belli bir yaştan sonra huyunu değiştiremez belki ama aynı yanlışı tekrar etmeme konusunda daha dikkatli davrana bilir diye düşünüyorum. O günden sonra ben buna çok dikkat ediyorum, umarım tekrarlamam bir daha aynı hatayı zira sonrasında ben Duru'dan daha çok üzülüyorum.
Herkesin yeni yılı kutlu, muharrem ayı mübarek olsun...

13 Ekim 2015 Salı

BİZİM EVİN KURALLARI VAR

Bizim evin kuralları var anacım. Öğle kafanıza göre gelip bizim eve kurulamazsınız. Bizim eve gelen misafirlere bile bu kuralları dayatan birde cadı var sıkıyorsa uyma. En önemli kuraldan başlayarak sayıyorum, bu arada ilk kuralın sahibi Duru ;

1. Birisi tv izlerken başkası gelip kumandayı alamaz ve kanalı değiştiremez. Bu çok önemli çünkü çok sinir oluyorum anne :))
2. Her ne olursa olsun, birbirimizi hep çok seveceğiz ve birbirimizi sevmekten asla vazgeçmeyeceğiz.
3. Her alınan kararda üçümüzünde fikri alınacak, uyuşmazlıklarda oy çokluğuna gidilecek. (Bu konuda ben yırttım Duru hep benim tarafta )
4.Büyük çalışma masası anne ve babanın küçük çalışma masası 10 yaşına kadar Duru'nun. Bizim masamızda çalışmak yasak. (neden yasak çünkü tüm sanatsal çalışmalar beyaz masanın üstüne yapılıyor ve her hafta ciflemekten bıkkınlık geldi bana)
5.Tüm ödevler ve okul ile ilgili her şey okul köşesinde olacak ve eve gelen arkadaşlara okul araç gereçleri oyun parçası haline gelmeyecek.
6.Herkes kendi odasınının düzeninden sorumlu, işimiz bittiğinde oda ilk girildiği gibi bırakılacak. Kimse çamaşırını orda burda bırakmayacak, kirliler sepete temizler katlanıp dolaba kalkacak. (Bu kural eşim tarafından benim için koyuldu :( Zira kendileri kirlileri bile katlayıp kirli dolabına koyan bir tip olduğundan ona göre ben çok dağınık mışım)

Aslında bu liste epeydir var bizim evde, ama öğle bir yere asılı değil hepimizin zihninde. Cimcimem bu sistemi çok sevdi, özellikle tv başında :) Hafta sonuda geldi yanımıza odamda yeni değişiklikler yapmak istiyorum, hani evin kuralıydı ya sizde söyleyin fikirlerinizi diye başladı yine bıcır bıcır anlatmaya.

Ben bu kuralları koyarken Duru'nun ben merkezci kişiliğinden biraz daha arınsın, topluluk içerisinde herşey onun sadece onun istediği gibi olamayacağını bilsin, aslında yaşamın her yerinde kurallar vardır bilsin ve bu kurallar içerisinde vazifelerinin olduğu kadar haklarının da olduğunu bilsin ve bunları hiçbir zaman çiğnemesin ve kendi hakkınıda çiğnettirmesin istedim. Sanırım bu konuda istediğim noktaya erişmiş olacağım ki öğretmeni de Duru kurallar konusunda çok duyarlı dedi ve eve bu konuda tebrik içerikli bir kart bile gönderdi. Bazen evde atmış olduğunuz en ufak adım bile çocukların hayatlarını nasılda etkiliyor. Evlatlarımız için doğru adımlar atmamız dileği ile.
Mutlu haftalar hepinize.





10 Ekim 2015 Cumartesi

MUTLULUK BULAŞICIDIR - MİM (TABİKİ BULAŞICIDIR)

Sevgili Handan'cığımın bloğunda gördüm, bir ayı aşkın bir süredir ha göndericem ha göndericem anca anacım. Handan gönderim konusunda senden beteride varmış değil mi?
Aslında o iş öğle değil, ben Duru'ya fazla alışveriş yapmıştım zaten evdekilerden alıp getirdim hemen bu güzel kampanyayı öğrendiğimin ertesi günü. Tekrar okuyunca gördüm ki defter boyutları yanlış küçük boy benimkiler, onları eve götürüp yerine büyük boy almam uzun sürdü. Gerçi tembelliğimi hafifletecek bir neden değil ama olay tam olarak böyle vuku buldu :)

Neyse efendim bunu okuduğumda çok hoşuma gitti, bugünde ilgili siteye girince, hediyeleri alan çocukların mutluluğunu görünce  ne kadar güzel bir işe vesile olmuşlar diye geçirdim içimden. Bende ilk okul 1.sınıfı köy okulunda okudum ve bizede kaymakam ve müfettiş geldiğinde hediyelerle gelmişti ne kadar mutlu olmuştum o gün. Şimdi mutlu etme zamanı belkide bende yada sizde ;)

Bunlarda ben denizin hediyeleri, bu gün gönderdim. Alan küçük arkadaşım mutlulukla kullansın, hep başarılı olsun.

6 Ekim 2015 Salı

1. SINIFTA İLK HAFTA

Okullar açıldı ve bizim kuzu öğlenci.
Geçen tüm hafta boyunca sabah Duru ile işe geldik ve işten okula gittik ilk üç gün, üçer ders yapıp tekrar işe dönmek zorunda kaldım. Perşembe günü artık gitmeme gerek yok dedim ama dayanamadım çıkışa yakın yine gittim almaya ama bu sefer ona haber vermeden uzaktan izledim onu. Tam istediğim gibi sınıf dağıldı ve alması gereken ablası yanına gelene kadar sırasından kalkmadı. Cuma günü içim biraz daha rahat bir şekilde onu uğurladım ve hiç gitmedim okula. Şimdi öğlen evden alınıyor ve akşam çıkarken beni de alıyorlar beraber eve dönüyoruz. Böylelikle ikimizinde yol sorununu çözdük.
Öğretmenimiz mesleğinin 30. yılında oldukça deneyimli, matematiğe çok önem veren ve çocuklara lütfen kızmadan bağırmadan okulu sevdirerek ders çalıştıralım görüşünde bir bey. Tabi bu durum bizim evde mümkün olma olasılığı çok düşük bir ihtimal.
Geçen yıldan farkımız beslenmemiz tamamen bitiyor eve gelene kadar bu Duru için mucizevi bir durum. Geçen senelerde defalarca şikayet almıştım, durum raporlarında özellikle belirtilmişti ve ben çok korkuyordum akşama kadar aç ne yapar diye ama korkmama gerek kalmadı şükür.
Ödevlerimize gelince salonda yapalım diye çok pazarlık yapıyor ama biz odamızda oluşturduğumuz okul köşemizin dışında hiç bir yere defter yada kitap taşımıyoruz. Bu düzen konusunda istikrarımızı sürdürmeyi umut ediyorum :)
Şimdilik bizden bu kadar ben işe gömülüyorum geçen haftanın acısı fena çıkıyor benden :))


28 Eylül 2015 Pazartesi

YENİ BAŞLANGIÇLAR.....

Okula başlıyoruz bu gün heyecandan ne yazacağımı bile bilmiyorum. Yeni başlangıçların yeni mutluluklar getirmesini diliyorum cümlemize. İyi haftalar.......

22 Eylül 2015 Salı

TAMDA BU MODDAYIM...

Oyy ne olacak benim halim. Çok işim var ama hiç birşey yapmak istemiyorum işte :((

17 Eylül 2015 Perşembe

DAHA NİCE NİCELERİNE :))

''Yan yana'' ayrı yazılır biz hep ''Sımsıkı'' olalım sevgilim.


Sevdiğim, aşkım, hayat arkadaşım, güvenli limanım daha nice 9 yıllara. Sevgi ile çoğalarak. 10. yılımızda 4 kişi olarak kutlamak dileği ile :))
Kara kızın sana çok aşık...

7 Eylül 2015 Pazartesi

OKULLUYUZ BİZ :))

Okul alışverişindeyiz, gerçek veli olduk müsadenizle :))
Çok heyecan verici. Duru birşey istemiyor ama ben bir engel olamıyorum içimdeki alışveriş canavarına. Ne güzel bir duygu bu. Renk renk defterler, çiçekli böcekli şeyler. Çok süslüyüz sormayın. Kız annesi olmanın ayrıcalıklarını yaşıyoruz en sonuna kadar.
Merakla beklenen karneler, veli toplantıları, yeni kaygılar, yeni heyecanlar var bu uzun yolda.  Ne güzel bir şeysin sen ki, çok güzel şeyler yaşatıyorsun bize.
Rabbim bu duyguyu herkese nasip etsin, kuzumada tüm eğitim hayatı boyunca başarı versin. Amin
.......

2 Eylül 2015 Çarşamba

DÜĞÜN DERNEK ATLATTIK

Düğün dernek işlerimiz mutlulukla nihayetlendi. Heybemizi doldurduk bir dolu güze anı ile.
Önce Kınamızı yaptık ve yanlış kızı ağlattık.

Sonra gelinden daha güzel olalım diye elimizden geleni yaptık. Bol bol oynadık hemde analı kızlı, tabi ertesi günkü tüm kas ağrılarını hesaba katmadan.



Sonrada düğün selfiesiz olmaz dedik, bir dolu güzel insanla resimler çektirdik.



Şimdi evli evinde köylü köyünde moduna geri döndük.  Darısı tüm bekarların başına efendim.

27 Ağustos 2015 Perşembe

23.08.2015

Onların adı Mutluluk olsun, olsun ki hep en yakınlarında her an üzerilerinde olsun....


25 Ağustos 2015 Salı

İyiki doğdun Bir.....

''Bir''i var anneliğini idolüm olarak gördüğüm,bu yüzdende tüm yazılarını aksatmadan okuduğum. Geç keşfettim ama kısa sürede tiryakisi oldum. Blog dünyasına farklı bir güzellik getirmesi yetmiyormuş gibi birde 10. yılı nedeniyle hediye göndericem dedi ve sabahın en güzel sürprizini yaptı bana. Sadece beni değil birde Durucuğu da düşünmüş. Çok teşekkür ederim arkadaşım. Daha çok güzellikler paylaşmak dileği ile hep beraber. Daha nice 10 lara. Senden öğrenecek çok şeyimiz var bizim. Şimdi biri bana çok kısa birşey anlatacakmış. Bana müsade :))

15 Ağustos 2015 Cumartesi

DÜĞÜN TELAŞESİ :))

Alışveriş yapıldı, eksikler tamamlanmaya çalışılıyor, yoğun, yorucu bir o
kadar heyecanlı bir haftaya girerkene ben niye bu kadar enerjisizim.
Tüm çarşaflar mini programda yıkanacak, sarmalar sarılacak, ev elden geçecek, aksesuarlar tamamlanacak, kuaför ziyaret edilecek ama benim gözler uykudan kalkmıyor.
Birazcıkın rüzgar istiyorum, birazcıkta enerji.

12 Ağustos 2015 Çarşamba

OKUL SORUNSALI

Okula başlamak için acaba hala erken mi 69 aylık olacak eylül ayında,
Tenefüslerde dışarı çıktığında tekrar sınıfını bulabilir mi,
Ya izin problemi yaşarsam da yanında olamazsam ne yaparım.
Küçük diye düşündüğümden tekrar anaokuluna gönderirsem bastırmış olurum, yazık değil mi 3 yıl anaokulunda zaman kaybı.
Servis onu almadan gelir mi eve, Duru daha ne benim nede babasının telefonunu tam olarak biliyor.
Peki derslerde nasıl olacak, konuşmayı çok seven Duru konuştuğunda öğretmeni nasıl tepki verecek, ve karşılaştığı cezalarda okuldan çok soğur mu?
Eğitim sistemi öğretmene dayalı olduğu bir mekanizmada bu öğretmen değiştiğinde çocuğum ters köşe olmaz mı?
Öğretmenin çocuklara yaklaşımları nasıl acaba ve velisi olarak kimyamız tutacak mı?
Tuvaletleri nasıl acaba, temiz mi ve çocukların boyları yetişir mi?
Çocuklar merdivenlerden itiş kakış inip çıkıyorlar ve Duru malesef ki çok gevşek bir çocuk kesin düşer, hep ben olamam ki yanında, ne yapacak?

Ben okula başlarken de her şey bu kadar zor muydu acaba. Çok geç biliyorum ama kafamı çok kurcalıyor bu okul sorunsalı. Bir yıldır düşünüp duruyordum, özel okul mu devlet okulu mu diye. Biliyorum bir çok madde özel okul olsaydı aklımı kurcalamayacaktı ama özel okula o kadar para vermek ne kadar mantıklıydı, yada ben ne kadar kaldıra bilirdim bu maddi külfeti. Kaldı ki müfredat aynı sadece spor aktiviteleri ve yabancı dili için tercih edecektim. Gerçi müfredat aynı ama dersi görme koşulları aynı değil. Hepsini üst üste koyduğumda sadece yabancı dil için bile olsa vermeye değerdi ama şuan bu koşulları sağlayabilirdim fakat devamını getirememek korkuttu beni.

Devlet okuluna gelince;
Balkonumdan baktığımda sınıfların içini görebildiğim, evimin hemen karşısında okul ama Duru oraya gitmeyecek, daha uzak bir yere servis kullanarak gidip gelecek. Bunun sebebi okulumuzun çevresi çok kötü, okul dağıldığında okulun bahçesinde kuzgun gibi bekleyen saçma sapan bir kaç genç ve malesef ki etek boyu fora yapmış, makyajları eksik olmayan, süslerine bir hayli dikkat eden kızlarımız var, tabi bunların yanında arada kavgaları, birbirlerine sarkmalarıda cabası.
Çocuğumun böyle bir ortamda okuması taraftarı değildim ve Duru benim işyerime yakın, çevresi daha nezih ve sınıf ortalaması 25-30  kişi arasında değişen bir okula gidecek. Kendimce böyle bir önlem almış olmam bile beynimi kurcalayan yukarıda kaygılandığım sorunların önüne geçmiş değil.

Nasıl geçsin ki. Her yıl yeni bir eğitim sistemi, yeni kararlar, yeni sınavlar. Şimdiki çocuklar yarış atı gibi. O sınavdan bu sınava, o sistemden bu sisteme. Hep bir hazırlanma, hep stres. Acaba her sistem değiştiğinde çocuklara ne kadar anlatılıyor yeni sistem, peki anlayamayacak yaştaki çocukların velilerine ne kadar anlatılıyor.  Ben kendimi şanslı hissediyorum diğer insanlardan, dayımız, yengemiz ve teyzemiz öğretmen Allah'tan. Özellikle Duru'yu kendi çocuğu gibi gören ve onun eğitimi için en az benim kadar kaygılanan, benden çok araştıran dayımıza bu konuda çok şey borçluyuz.

Peki ya diğerleri. Çocuk büyütmenin en zor yanlarından biri imiş eğitim. Allah hepimizin yardımcısı olsun.


30 Temmuz 2015 Perşembe

BU NİKAH KIYILAMAZ


Çünkü önce pasta kesmemiz gerekiyor :)
 Aynen böyle oldu işte. Kardeşim doğum günü ile aynı gün olsun  diye 27.07 de Ankara da nikah kıyacaklardı, nikahta sadece arkadaşları olacaktı. Biz olmadan nikah kıyılıyor olması hiç içimize sinmiyordu. Hep beraber nikahı basalım dedik ve böyle başladı Ankara yolculuğumuz.

Sabah 9 da kurtuluşta ilk iş nikah memurunu bulup ona ve güvenliklere durumu anlatmak oldu. Güvenlik numaramı aldı bizimkiler salona girince bizi aradılar ve diğer kapının arkasında elimizde mumları yanan bir pasta ile beklettiler. Bu arada güvenlikler arkamızdan da kurguladıkları senaryoları anlatıyorlar:
Yok kesin bunlar erkek tarafı değil kız tarafı ve nikahı basacaklar, acaba polise de mi haber versek, erkek kızı kaçırmış olabilir mi, niye kız değil erkek tarafıyız dediler, hem doğum günü dediler ama kimliklere göre ikisinin de doğum günleri değil v.s.
İçeride de nikah memuru bizimkilere aileleriniz gelmedi mi diye sormuş. Bizimkilerden şehir dışında demişler  ve yaşadıkları şehir isimlerini alınca; aslında okadar da uzak değiller niye gelmediler ki demiş. O sırada güvenlik bize hadi buyurun dedi ve eşim içeri girerek;
Bu nikah kıyılamaz  dedi, annem elinde pasta ile içeri girdi, ardından biz. Önce mumlar söndürüldü, sonra nikah kıyıldı. Gelin damat şaşkın, heyecanlı ama hepimiz duygulu. Damat o kadar heyecanlı idi ki günler öncesinden üzerinde çalıştığı memura söyleyeceği tüm sözleri unuttu.
Bir ömür boyu hep mutlu, çok mutlu olurlar İnşallah.  Rabbim ikinizi nazarlardan korusun, yuvanızdan huzur, mutluluk, sevgi, sağlık,bereket hiç eksik olmasın ha ille bir şey olacaksada o da ya bebek ya da AŞK olsun.

29 Temmuz 2015 Çarşamba

HAFTA SONUNDAN...

Uykusuz geçen 3 günün ardından bu gece uykumu aldım ve oldukça dinç olarak herkese Merhaba......
Neden mi uykusuz kaldım, anlatayım. Cumartesi Duruş ve babası havuz keyifleri havuz pis olunca kursaklarında kaldı ve Duru'nun boşunamı hazırlandım lafı üzerine kendimizi Tekirdağ Yeniçiftlik'te bulduk. Hiç hazırlık yapılmadan gidilen kamp alanında Duru tüm sineklerin öpücüklerine maruz kalmış ve şu sıralar kızamık çıkarmışçasına geziniyor ortalıkta. Yanımıza alınmayan güneş kremi nedeni ile zencilerden iki ton daha açık ten rengimizde cabası. Börtü böcekten huylanan ben tüm geceyi oturarak geçirdim ve uykusuz 1. gecemin sonunda ertesi gün yine denizde tepinmece ve akşam üstü dönüş.
Eve gelir gelmez ev ahalisi duşunu alıp güzel uykularına daldılar ama evin hanımı ben tüm çamaşırların yıkanmasını ardından serilmesini ve bunları beklerken sabaha karşı yola çıkılacak Ankara yolculuğu için kıyafet hazırlama, sonrasında yolda yemek üzere yolluk hazırlama tabi saat gece 00:30 ve ben kanepede uyuya kaldım. İki saat sonra dakik ve sabırsız babacığımın telefonu ile uyandım ve ev ahalisini de uyandırıp Annem, Babam, kız kardeşim ve çekirdek ailecimle  yola çıktık.
Gece saat 3:30 da çıktık ve sabah 9:00'da Ankara da kurtuluş parkının önündeydik. Böylelikle uykusuz geçen 2.gecemin de sonuna gelmiş oldum.
Niye mi Ankara'ya gittik. Buda diğer postun konusu olsun.

25 Temmuz 2015 Cumartesi

NEDEN, YAZIK, ARTIK YETER......

Bilemedim ne diyeceğimi, ne yazacağımı.
Yasta olduğumdandır bu suskunluğum, zaten ölüme söylenecek söz mü vardır ki ben konuşayım. Elim varmaz işe, hiç tadım yok. Tedirgin bekliyorum yine. Korkum kendim için değil, evlatsız kalabilecek her anne için.
Bir baktım 32 kişi ölmüş, sonrasında iki polisimiz, sonrasında sınırımıza saldırı ve yine bir şehit.  Vuran biz değiliz intikam bizden alınıyor, vuruyorlar kana doymadık der gibi tekrar devam ediyorlar.  Demiştim ama değil mi çözemiyorum ben diye. Nedir bu direniş, niye bu savaşlar. Kimler neyi tezgahlıyor da 20 yıl emek verilen gencecik fidanlar muratlarına doymadan göçüp gidiyorlar. Daha kaç çocuk babasız doğacak, daha kaç kadın tek başına bırakılacak, daha kaç annenin ciğeri yanacak böyle. Ben mi anlayamıyorum bütün bunları. Anlayan varsa söylesin. Neden.....

Bizler birçok ulvi gayeler için yaratılmadık mı? Bunlar içerisinde başka bir canı öldürmek var mıdır ki? Hayır yok. En ulvi gayemiz merhamet olmalıdır ki bize de merhamet edilsin değil mi? Peki nerede bu insanların merhameti. O zaman cevap bu mudur; İnsanlar bu dünyanın çıkarları ve zevkleri uğruna gerçek yaradılış nedenlerini unutarak önce haklara sonra canlara kast etmeye başlamıştır. Artık insanlık şeytanın bile korkacağı noktaya gelmiş. Yazık....

Canlı bomba nedir ya. Bir beyin nasıl bu kadar yıkanabiliyor. Hiç mi inançları yok bu insanların. Bir insan nasıl bu kadar vazgeçer kendinden, sevdiklerinden ve yaşanmamışlıklarından. Kendi canları bu kadar kıymetsiz sayan insanlar, bizim tüm vatandaşlarımızın canı kıymetli. Artık Yeter....

Sakın ola kimse beni koyu milliyetçi saymasın. Benim için ırkın önemi yoktur, önemli olan insanlıktır. İnsan ölmesin insanlık ölmesin derdindeyim o kadar. Karşındakine sadece insan olarak görmek çok mu zor. Ne olduğunun, hangi tarafta yada hangi inançta olduğunun ne önemi var. İle bir tarafımı olmak zorunda insanın????


Seviyorum ben cennet vatanımı, aşığım atalarımın emaneti olan ayyıldızlı bayrağıma. Tek dileğim Rabbimden ülkemizi böyle savaşa sürükleyen insanların aldıkları her bir nefesin onlara haram olmasıdır. Ülkeme zeval gelmemesi ve dünyanın her neresinde olursa olsun insanların ölmemesidir. Çocuğum savaş kelimesini öğrenmeden sulhe varılmasıdır. Ama şu bir gerçektirki '' korkak hergün, cesur bir kez ölür'' Bayrağım için, evladım için yapamayacağım hiç birşey yoktur. Çünkü ben Nene Hatun torunuyum.



22 Temmuz 2015 Çarşamba

HAKKIMDA BİLMEDİĞİNİZ 11 ŞEY...

Sevgili Oytunla Hayat bloğu mimlemiş beni. Ona teşekkür ediyorum Oooo kesin vardır, e başlayayım o zaman:

1.Elinizde sihirli bir değnek olsa neyi veya neleri değiştirmek isterdiniz?


     '' Yurtta Sulh, Cihanda Sulh '' ilk yapacağım şey.


2.Mesleğinizi değiştirmek isteseydiniz hangi meslek dalını seçerdiniz veya ne olmak isterdiniz ?

Muhasebeci olmayacağım kesin. Öğretmen olmak isterdim ilk okul öğretmeni, çocuklarla hep çocuk kalmayı, onların masum anılarını dinlemeyi isterdim. 3 ay tatil ve yarım gün çalışma olayı da cabası :)) 

3.Bir gün boyunca aç kaldınız (Ramazanda olduğu gibi ) ilk ne yemek isterdiniz ?

Aha benim sorum. Ayol ben 2 aydır açım ve işte kabarık listem:
Mantı, Pilav, Makarna, Börek, Pasta, Dondurma, Çikolata, Cips herhangi birinden başlayıp diğerleri ile devam etmek isterdim.

4. Bir dalga olsaydınız nereye vururdunuz ?

Bilemedim

5. Issız bir adada kalsanız yanınıza alacağınız 3 KİŞİ ?

Sadece 3 kişi mi? Bu çok az geldi. Kızım kesin diğerleri arasında kura çekerdim :))

6. En çok görmek istediğiniz Şehir veya Ülke ?

Kutsal topraklarımız, Roma ve Venedik. 

7.Asla giymem dediğiniz renk hangisidir ? Neden ?

Ben gök kuşağı gibi bile gezerim. Hiç fark etmez. 

8.Bayram da ne yapacaksınız ? Bu soruyu bu yaz ne yapacaksın diye değiştirelim, malum bayram geçti...


      Bayramda annemlerdeydik. Yazın ise işim yeni olduğundan yıllık iznim yok malesef.        
   
      9.Ölmeden önce yapılacaklar listesine eklediğiniz 3 şey ?
          
     Bir dahamı gelicez dünyaya deyip kilo alıcam diye korkup yemediğim her şeyi yemek anacım. Üzdüğüm insanlardan helallik almak, Hacca gitmek.

     10.Bir uçurumun kenarındasınız tam atlayacaksınız o an aklınıza bir şey geldi o gelen şey nedir ?

        Kızımdan sonra kimse beni uçurum kenarına falan götüremez.

     11.Yerde 50 TL bulsanız ne yaparsınız ? 

     Almam benden 5 katı çıkıyor, en son 10TL bulup 50 TL kasa açığı verince kapattım o defteri. Sanırım kaybedenin tüm beddualarına maruz kaldım :)










DİYET - DİYETİSYEN

Bayramda işlediğim günahlarımı öğrenmek üzere dün yine diyetisyen de idim neyse ki korktuğum gibi değil şükürler olsun.
 800 gr yağ kaybetmişim ve 7 kilocuğu def etmişiz dün itibari ile darısı gitmesi gereken 11 kilocuğun başına.
Çok dirayetli olmam gerek çok şunun şurasında düğünümüze tam 1 ay var ve benim yağlar her taraftan pırtlıyor hala :( Ah düğüne kadar bir 4 kilo versem süper olur neyse suya devam, hem bu kadar sebep sıralamışken di mi?
Resim netten alıntıdır