Sayfalar

15 Eylül 2012 Cumartesi

33 AYLIK DURU

33 aylık bir kuzu var evde, ele avuca sığmayan. Bizimki yeni coştu desem yeri. Son zamanlarda aramız sıkça limoni oluveriyor, nasıl olur valla ben bile anlamıyorum. Eve ilk gittiğimde ikimizden iyi arkadaş yok taki babası eve gelene kadar.
İkimizi yanyana gördüyse o akşam bana düşman kesiliyor, bu kadar erkenmi başlıyordu kız çocuklarının babaya aşkı. Ama onu babasından şimdi de ben çok kıskanıyorum. Duru'nun ona bağlılığını gören baba ağzı kulaklarında bu durumdan pek bir memnun.
Kıyafetlerini babası giydirecekmiş, elbiselerini teyzesi seçecekmiş ben güzel seçemiyormuşum, zaten en çok anane ve dedesini seviyormuş v.s bu örnekler son zamanlardaki ahvalimizi yeterince gözler önüne sermiştir heralde. Ki aile içirisinde ayrımı öğrenmesin diye, herkesi eşit tutsun diye asla sormam kimi çok seviyorsun diye.
Herşeyden çabuk sıkılan bir çocuk, imkanı yok yarım saat aynı oyunu oynatamazsınız bizim cadıya. Kaadeş istimiyolum anne ben odamda tek uyuycam modunda. Bu kadarda bencil.
Bu kadar çekiştirmek yeter herhalde gelelim olumlu yönlerimize;
Yaz döneminde teyzemiz yanımızda olmasının çok ama çok faydası oldu kuzuma. Söyleyemediği sadece r harfi var, herşeyi çok akıcı bir şekilde anlatıyor Maşallah. Gelişimi çok iyi. Kışın kreşle desteklemeyi düşünüyorum. Hakikaten yetemediğim yetişemediğim zamanlar oluyor. İş yerinde sorumluluklarım okadar arttıki bazen ilgilenemiyorum ve ona çok haksızlık ediyorum. Kreşe benim yapamadığım anneliği yapsın diye göndermiyorum. Ben ona sevgimi veriyorum ama paylaşımı öğretemiyorum, belki bana olan siteminden midir bilmem benim ona 1 yılda öğretemediğim renkleri teyzesinden bir haftada öğreniyorsa bir çocuk, ben adresimizi durmadan tekrarlamama rağmen aklında yer etmiyorsa başkaları 1-2 günde kafasına sokuyorsa bir yerlerde yanlış yapıyorum demekki. Acaba tüm çocuklar mı böyle diyorum bazende.
Hastalıklardan çok korkuyordum, çünkü çok dikkatle büyüttüm ve birgün doktorumuzun dediğini hiç unutmuycam, 2 defa görüyorsan bir kerede görme kızım bu çocuğun bağışıklığı çok zayıf demişti. Doğru gerçekten, ilk çocuk birazda deneme tahtası gibi, kitaplardan netten araştırıp her duyduğumu yasakladım. Sonra bin pişman oldum. Eskiden televizyon izletmezdim. Ben izletmedikçe o izlemek istiyordu, yasaklar tatlıdır stratejisi bizim kuzu içinde geçerli. Ama uzun zamandır karışmıyorum ve aklina bile gelmiyor. Anne keloğlana bakalımmı diyordu eskiden, uyuyor şimdi uyandırmayalım derdim bizim kuzu inanırdı haliyle ama artık ben yasaklamıyorum onunda televizyon hiç aklına gelmiyor:))
Şu sıralar iştahı yerinde, hadi anne kitap okuyalım, hani oynayalım. Herşeyi birlikte yapıyoruz. İşin yoğunluğundan çok ihmal ettim onu özlediği o kadar belli ki. Bir oyun oynayıp bittiğinde ne güzel oynadık dimi anne diye soru veriyor.
Ramazan ayında her gün mukaveleye gitmenin faydaları bol bol dua edip namaz kılmaya çalışıyor. Bu benim çok hoşuma gidiyor. Kuzumun Kalbini aydınlatmaya çalışan anneciğimin emekleri çok bu konuda.
Şu sıralar harıl harıl kreş arıyorum. oturduğum sempte bir yere vermeyeceğime kesin kararlıyım.  Hiç birini beğenmiyorum. Bakalım gelecek günler neler göstercek herşeyin hayırlısı olsun.........

29 Ağustos 2012 Çarşamba

BİZDE OLMASAK


FLORYA AKVARYUM

Sonunda gittik gördük burnumuzun dibindeki akvaryuma. İlk akvaryum deneyimimizi Ankara da keçiörende bulunan akvaryumda yapmıştık. İstanbul'daki gerçekten çok büyük çok daha güzel ama biz Ankara gittiğimiz akvaryumda daha çok eğlenmiştik. Sebebi İstanbul'daki akvaryumun giriş ücreti olabilirmi acaba:)) 29Tl cik.
Evet Kompleks çok büyük ama bu kadarda fark olmaz ki Ankara'dakinin giriş ücreti 3TL idi.
Tekirdağda oturan canııım arkadaşım Dilek ve onun Duruştan 20 gün küçük kızı Dilara Yağmurla gittik. Neyse efendim gelelim resimlere.













Akvaryumda en çok beğendiğim Pasifik Okyanusu, İstanbul Boğazı, Saroz Körfezi şeklinde bölümlere ayrılıp  orada yaşayan balık türlerinin sergilenmesiydi. Aaa Yağmur ormanlarınında hakkını yememek lazım. Ayrıca İstanbullular bilir ama bilmeyenlere Akvaryum Florya sosyal tesislere çok yakın. Oranında  konumunu çok beğeniyorum ben. Biz ramazanda gittiğimizde sosyal tesislere gitmedik, eve geldiğimizde saat 19:30 ve iftarı zar zor yetiştirdim. Ramazanın o tatlı telaşını şimdiden özledim. Rabbim yeniden kavuşmayı nasip eder İnşallah.

16 Ağustos 2012 Perşembe

RAMAZANDA BİZ VE SÜRPRİZİM....

Bitiyor yine güzeller güzeli Ramazan. Şükürler olsun kavuşmak nasip oldu, İnşallah hakkıylada uğurluyoruzdur      lütuf ayımızı. Buyıl ilk bir kaç gün çok zorlandım. Migrenim olduğundan dolayı, açlığa hiç dayanamıyorum malesef :(( Ama diğer günler hep uyku halindeydim. Allahtan ramazan diye rica ettimde 1 saat erken işten çıkmayı kabul ettirdim. Kuzu ise biraz ihmal edildi ramazan boyunca. Telafisi ramazandan sonra tabi bu tembellik  bende alışkanlık yapmazsa.
Bunların dışında ramazan adetimi bozmadım bol misafirli, bol kahkahalı iftarlarla geçti. Gelelim Kadir gecesinee bitanecik komşumuz planlamış Kadir gecesinde Hırkai Şerih İlk durak olmak üzere 7 tane bircirinden güzel camiye gittik ve sahurumuzuda yapıp evimize döndük. Biricik emanetimizi gördük, Sakalı Şerifi gördük. Görmeyen herkese nasip olur İnşallah. Herşey çok güzeldi tekrarı seneye inşallah.
Dün ise ilk arabamızı aldık, arabalara çok meraklı olan Duru Ecrin sevinçten dört köşe. Her gördüğüne bizim arabamız var diye tek tek anlatıyor. Arabanın yanında bir çocuk dursa; Baba kızsana bizim arabamızın yanında durmasınlar modunda.
3 yıldır ehliyetim var ama pratiğim yok. Bakalım çabuk öğrenebilecekmiyim araba kullanmayı. Gerçi öğretmenimiz babamız olduğundan biraz endişeliyim zira fazlaca agresif. Adam direksiyona oturduğunda aniden sinirli birine dönüşüyor hakkımda hayırlısı. Dün akşam kuzu ile babası bana sürpriz yaptılar beni iş yerimden alıp oradanda iftara götürdüler. Bu aralar herşeye rağmen,

Mutluyum, Mutluyuz ve Rabbim huzuru eksik etmesin İnşallah.......

8 Ağustos 2012 Çarşamba

İLK KAVGAMIZ :(

Duru kuzusu büyüyor, büyüdükçe değişiyor, yeni yeni huylar adetler çıkarıyor ve bizde şaşkınlıkla onu izleyip ayak uydurmaya çalışıyoruz.  Ne ilginç biz 2,5 luk kuzuya ayak uyduruyoruz:))
Bu değişim sürecinde anane ve dedeye bağlılık arttı. Bize kafası estiğinde sizi sevmiyorum ben dedem ve ananemi seviyorum bile diyebiliyor. Babamız bu duruma gülüp geçiyor ama ben çok üzülüyorum.
 Velhasıl geçen pazar nereden esti yine bilmiyorum aramızdaki diyalog aynen şöyle;
- Sen benim annem diilsin, Defnenin annesisin, seni sevmiyorum ben ( Defne komşumuzun kızı ve Duruştan tamı tamına 40 gün küçük)
-ben sustum, duymamazlıktan geldim.tepkisizliğimi görünce;
-Seni sevmiyorum, benim annemdiilsin dedi. Artık tepkisiz kalamadım,
-beni sevmiyormusun Duru,
-Evet
- Neden, sana iyibir anne olamıyormuyum (ses biraz daha yüksek normale göre)
-ses yok
- Hayır hayır ben bunu haketmiyorum. Ben sırf seni mutlu edebilmek için elimden gelen herşeyi yapıyorum ama bizim bayan memnuniyetsiz bir türlü memnun olmuyor.
  Ben böyle konuştukça sessiz ama öğle bir dikkatle beni dinliyordu ki, gülmemek için kendimi zor tutuyordum. Babamızda kapı eşiğinde görünmeden bizi izliyor;
- Beni istemiyormusun hala,
- Başıyla evet işaretini verdi.
-Peki anlaşıldı ozaman. Ben Defnenin annesi olucam. Lütfen sana son aldığım tokaları verirmisin kızımın yanına eli boş gitmek istemiyorum. Onlar artık Defnenin.
-Ses yok hala dinliyor.
-Ben odaya gidiyorum beni istemiyorsan sana artık yalvarmıycam.
Yatak odamızda Duruş öğlece yatağın üzerinde kala kaldı. Sonu nereye gidecek merak ediyorum, herhalde gelir şimdi özür diler diye geçiriyorum içimden. Akşama anneme iftara davetliydik ve artık iftar zamanı yaklaştı. Babamız hadi hazırlanın çıkalım diyince, elimde tokalarla Durunun yanına gittim. Hadi kalk saçını bağlıyım ananeye gidiyoruz dedim. ve bizim üzgün kuzu bombayı patlattı;
- Offf ama anne sende sabaktan beri beni çok üzüyolsun:))
Tatlı bir anıydı benim için ve paylaşmak istedim. Yıllar sonra beni 2,5 yaşında annelikten azat ettiğini öğrendiğinde yüzündeki tebessümü çok merak ediyorum.


19 Temmuz 2012 Perşembe

RÖNEPARK

Geçen ay gittik aslında ama tembel ben anca yükledim. Kızım ogün öğlebir coştuki anlatamam. Kahvaltıya gitmiştik arkadaşlarımızla. Açık havada iştahı bir açılıyor kuzunun, o yedikçe benimde ruhum tazeleniyor.
Bu annelik ne ilginç bir ruh hali ya, Duru yemek yemeğince tüm dünya başıma yıkılıyor, Duru yemek yer oyun oynar benden mutlusu olmaz hele birde o gün sen benim canım annemsin dediyse yeni aşık gibi ağzım kulaklarımda tüm gün geziniyorum:))

babasının kucağında dünyanın en mutlusu


ilk defa bir tavuz kuşunun uçtuğunu gördüm:))


Bizimki kıvırıyor yine....

Şu maviliğin güzelliğine bittim. Nasıl bir güzellik bu böğle.


17 Temmuz 2012 Salı

DURUSU PARKTA....

Bu pazar günü çalışma arkadaşlarımla piknik düzenledik. İsteyen ailesi ile katılabilecekti, zaten aksi bir durum olsa ben katılmayacaktım. Haftada sadece bir gün olan iznimi kızımdan ayrı geçiremem.
Sabah erkenden kalktık işe gider gibi şirketimizin önünde buluştuk, ordan burdan aldığımız tavsiyelere göre hareket ederek tuttuk Durusu Parkın yolunu. Aramızdan kimsecikler gitmemiş (bizdeki de iyi cesaret, ya çok kötü bir yerse) gözünü sevdiğimin navigasyonla bulduk yolumuzu. Durusu'yun içine girdiğimizde yerleşimden uzak, cennetten bir köşe gibi.
Beklentimiz göl, orman, temiz su, kalabalıktan uzak  olması. Hepsi bir arada orda mevcut. Biz bayıldık, mükemmel bir hafta sonu geçirdik. Bizim dışımızda 4 aile vardı onlarda çok kalabalık değildi. Göldede Maşallah su yılanından, balığa herşey mevcuttu. İsteyen balık tutabiliyor. Üstelik bize çooooook yakınmış.
Buyrun resimler;
Resim yazısı ekle